9. TÖVBE (Pişmanlık)
1. El İlah ve Resulünden, El İlah’ı tanımayanlara uyarı!
( Haz. Muhammet her surenin başına koyduğu halde bu surenin başına besmele koymamıştır ve bunun nedenini hep merak ederdim. Besmelenin El İlah adına davranmak olduğunu öğrendikten sonradır ki nedenini anladım. Çünkü insanları El İlah adına uyarıp tehdit etmek kimsenin haddi değildir, peygamber olsalar bile! )
2. Serbestçe dört ay daha dolaşın, ama bilin ki El İlah’tan kaçabilecek değilsiniz. Bilin ki El İlah gerçeği inkar eden kafirleri rezil edecektir.
( Arap yarımadasında yerleşik bir gelenek olarak, kabileler hac günlerini de içine alan dört ay boyunca birbirlerine saldırmayı haram sayarlardı ve Kuran bu töreye saygı duymaktadır.)
3. Büyük hac gününde El İlah ve Resulünden insanlara bildiridir; El İlah ve Resulü yalandan ve yalancılarlardan uzaktırlar. Eğer bunun anlamını bilir ve tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, siz de El İlah’tan kaçabilecek değilsiniz. Ey Elçi! Kafirlere elem verici bir azabı haber ver!
( Bu ayette “büyük hac günü” olarak tercüme edilen mana, başka bazı ayetlerde “makbul hac” olarak geçer. Peki ama, haccın büyüğünü küçüğünden ayıran nedir, nedir bazı hacları makbul eden büyük sır? İhramı beline şöyle dolamak, tavafta böyle yürümek, Arafat’a şu vakit çıkmak, saçı bu vakit kestirmek, şurada şu duayı burada bu duayı okumak mı? Oysa ki tüm bunlar bir maksadı ifade eden sembollerdir, maksadın kendisi değil! Hac yer değiştirmek, bir yerden yola çıkıp başka bir yere gitmek, kutsal yolculuk demekmiş. Peki ama Kabe ve Hac hakkında doğru bir inanca sahip olmadıkça Mekke’ye gitmekle Paris’e gitmek arasında ne fark kalır? Hayvani bedenlerimizin yolculuğu mudur önemli olan, yoksa ruhani anlayışımızın yolculuğu mu? Esasen asıl olan işin ilmi olmasaydı, bizzat Kuran Maide suresinin 97. ayetinde; “El İlah Kabe’yi, o saygıya layık evi insanlar için bir son durak kıldı.” der miydi? Söyler misiniz hangi Kabe’dir o gidip de bir daha geri dönmediğiniz son durak? Kısacası hac, hayatın ve hû’nun H’sinden yola çıkıp, cinin ve cennetin C’sindeki bilinmezliğe giden bir anlayışın yolculuğudur. Hac bir insanın bedeninin değil, anlayışının yürüyüşüdür. Hac, Kabe ve kıble hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Hac, İşte O, Tutankhamon’un hazineleri ve İlahi aşk, isimli bölümlere bakabilirsiniz.)
4. Ancak anlaşma şartlarına uyan ve aleyhinize davranmayanlar hariç! Onlarla yaptığınız anlaşmalara süresi dolana kadar sadık kalın, El İlah haksızlıktan sakınanları sever.
5. Haram aylar çıkınca ortak koşan o kafirleri gözleyin, yakalayıp sorgulayın, gerekirse hapsedin. Karşı gelip kılıç çekerlerse de nerede olursa olsun öldürün. Ancak tövbe eder, ortak koşmaktan vazgeçip dinler ve vergilerini de verirlerse artık serbest bırakın. Çünkü El İlah bağışlayan ve koruyandır.
6. Eğer onlardan biri senden kendisini koruma altına almanı isterse, onu koruman altına al ve güvende olacağı yere kadar ulaştır. Ola ki bu arada senden duyacağı bir El İlah kelamının ona faydası olur. Çünkü onlar gerçekten bilmiyorlar.
7. El İlah ve Resulü ortak koşanlara söz mü verdiler ki borçlu olsunlar? Ancak Kabe’nin yanında anlaşma yaptıklarınız hariç! Onlar size karşı dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst davranın. Çünkü El İlah verdiği sözden dönmeyenleri sever.
8. Hem nasıl olabilir ki! Onlar galip gelseydiler, ne anlaşma ne yemin, tanırlar mıydı? Onlar konuşup anlaşıyorlar da, sonra kalpleri karşı çıkıyor. Onların çoğu yoldan uzak düşmüşlerdir.
9. El İlah’ın gerçeklerine karşılık nefislerinin istediği az bir dünyayı satın aldılar da, böylece diğer insanları da yoldan alıkoydular. Aslında yaptıkları şey ne kötü!
10. Fakirlere ve güçsüzlere karşı ne söz tanırlar ne anlaşma, acımadan saldırırlar.
11. Fakat yine de tövbe eder, itaat eder ve toplum için zekat verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, düşünen bir kavim için ayetlerimizi işte böyle açıklıyoruz.
12. Eğer anlaşma yaptıktan sonra bozar ve saldırırlarsa, siz de onlara saldırın. Zaten onlar sizin gibi kararlı değillerdir ve umulur ki sizin eliniz sebebiyle küfre son verirler.
13. Yoksa verdikleri sözü bozan, Resulü yurdundan çıkaran, daha da önemlisi size saldıran bir kavme karşı durmayacak mısınız, yoksa onlardan korkuyor musunuz? Ama bilin ki, kendisinden korkulmaya en çok layık olan El İlah’tır.
14. Onlarla savaşın ki El İlah sizin ellerinizle onları cezalandırıp rezil etsin, sizi galip getirip inananların gönlünü ferahlatsın,
15. Ve inananların içinden kin ve öfkeyi gidersin. El İlah dilediğinin tövbesini kabul eder. El İlah bilendir, hikmet sahibidir.
16. Yoksa El İlah sizden çalışıp didinenleri ve iki yüzlü davranmayanları ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sanmıştınız? El İlah yaptıklarınızdan haberdardır.
17. Ortak koşanlar kendi kafirliklerine bizzat kendileri şahitlik edip dururlarken, El İlah’ın mescitlerini ziyarete hakları yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir ve ateşte ebedi kalacaklardır.
( Ortak koşanların kendi aleyhlerine yaptıkları şahitlik, Kabe’nin çevresine bizzat kendi elleriyle sıraladıkları putlarla Kabe sembolünü tanımadıklarını göstermeleridir.)
18. El İlah’ın mescitlerini ancak El İlah’a ve ahiret gününe iman eden, El İlah’ı gönülden anan, muhtaçlara yardım eden ve El İlah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Zaten doğru yolda olmaları umulanlar da bunlardır.
(El İlah’ın gerçek mescitleri camiler, kiliseler veya havralar değil iyi insanların kalbidir. Esasen doğru yolda olması umulanlar da bu nedenle onlardır.)
19. Siz hacılara su vermeyi ve Kabe’yi örtüp süslemeyi, inananların El İlah yolundaki gayretleri ile bir mi tutuyorsunuz? Hayır, onlar El İlah katında eşit değildir ve El İlah gerçeği örtenlere yol göstermez.
( Kabe’nin neden örtüldüğü hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Olimpos dağında tanrı Zeus, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
20. El İlah yolunda evinden yurdundan olmak pahasına gayret edenler elbette daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.
21. Rableri onlara kendi rızasını ve içinde sonsuz nimetler bulunan cennetleri müjdeler.
22. Orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz ki El İlah katındaki mükafatlar büyüktür.
23. Ey inananlar! Eğer haramı ve yanlışı hakka tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Sizden kim bunu yaparsa zalimlerden olmuş olur.
24. De ki; Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız veya malınız mülkünüz, size El İlah’tan, Resulünden ve El İlah yolunda gayretten daha kıymetli ise, artık El İlah’ın hakkınızdaki dileği gelene kadar bekleyin. Ama bilin ki, El İlah döneklere yol göstermez.
25. Ant olsun ki El İlah size birçok yerde olduğu gibi Huneyn savaşında da yardım etmişti ama, siz El İlah’a değil sayısal üstünlüğünüze güvendiniz. Fakat çokluğunuz fayda vermedi ve siz bozulup hezimete uğramak üzereydiniz. Dünya size dar gelmiş, geri dönmüş kaçıyordunuz.
26. Sonra El İlah inananların kalbine sizin bilmediğiniz bir sükunet vererek gayrete getirdi de, böylelikle kafirlere azap etti. İşte bu, o kafirlerin cezasıdır.
27. Buna rağmen El İlah dilediğinin tövbesini yine kabul eder. Zira O acıyan ve affedendir.
28. Ey inananlar! Gerçeği inkar etmek pisliğe batmak demektir, onun için kafirler bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Ticaret ve kazancın azalmasından endişe etmeyin, bilin ki dilerse El İlah sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz El İlah bilendir, hikmet sahibidir.
29. Kitap sahiplerinden El İlah’a ve ahiret gününe inanmayan, El İlah ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve gerçeği din edinmeyen kimselerle vergi verinceye kadar savaşın.
30. Yahudiler, Üzeyir El İlah’ın oğludur dediler. Hıristiyanlar da, Mesih El İlah’ın oğludur dediler. Sadece uyduruyor, önceki kafirlerin söylediğini söylüyorlar. El İlah kahretsin, nasıl da döndürülüyorlar!
31. El İlah’ı bıraktılar da hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i Rab edindiler. Halbuki onlara ancak gerçeğe, yani El İlah’a kulluk etmeleri emir olunmuştu. Çünkü Ondan başka tanrı yoktur ve O, zannettikleri şeylerle ilgisi olmayan bir yüceliktir.
32. El İlah’ın gerçeğini kelimeleriyle örtmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da, El İlah gerçeği göstermekten asla vazgeçmez.
33. O, bazıları hoşlanmasalar da gerçeğin dinini üstün kılmak için peygamberlerini bilgi ve gerçek ile gönderendir.
34. Ey inananlar! Din adamlarından birçoğu insanların sırtından geçinir ve üstelik El İlah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları El İlah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
35. O topladıkları yığın cehennem ateşinde kızgın kor olur da, boylarını aşana kadar içine gömülüp denir ki; İşte topladığınız servet, artık çıkarın tadını!
36. Bilin ki El İlah’ın gökleri ve yeri yaratışı hiç değişmemiştir ve ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır ve bu doğru hesaptır. O aylar içinde yasağı çiğneyerek kendinize zulmetmeyin, ancak saldırırlarsa savaşın ve bilin ki, El İlah kötülükten sakınanlarla beraberdir.
37. Haram ayların yerini değiştirip insanları gafil avlamak kafirlikte ileri gitmek demektir, bu yolla ancak kafir olanlar saptırılır. El İlah’ın haram kıldığını helal kılmak için bir yıl şurda sayarlar, bir yıl burda! Böylece onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. El İlah kafirleri aydınlığa ulaştırmaz.
38. Ey inananlar, size ne oldu ki; El İlah yolunda savaşın, denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Yoksa dünyayı ahirete tercih mi ediyorsunuz? Bilmiyor musunuz ki dünya hayatı ahiretin yanında pek önemsizdir?
39. Eğer gerektiğinde savaşmazsanız, El İlah sizi acı bir biçimde cezalandırır ve yerinize başka bir kavim getirir. Savaştan kaçmakla bunun önüne geçemezsiniz, zira El İlah her şeye kadirdir.
40. Siz ister yardım edin ister etmeyin, El İlah Resulüne yardım etmiştir. Hani kafirler onu yanındakiyle birlikte Mekke’den kovduklarında mağaraya sığınmışlardı da o arkadaşına; Üzülme, El İlah bizimle beraberdir, diyordu. El İlah ona sizin yabancı kaldığınız büyük bir inançla güven ve sükunet vermiş, kafirleri alçaltmıştır. Zaten hep El İlah’ın dediği olur. Çünkü El İlah en güçlü olan, her şeyi bir hikmetle yapandır.
41. Ey inananlar, zor olsa bile gerektiğinde mallarınızla ve canlarınızla El İlah yolunda savaşın. Eğer bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğinizedir.
42. Eğer onları kolayca elde edebilecekleri bir ganimet seferine çağırmış olsaydın gelirlerdi. Fakat tehlikelerle dolu uzak bir yol ve ölüm korkusu onlara zor geldi. Gerçi onlar; Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber gelirdik, diye sana yemin ettiler ama, El İlah onların yalan söylediklerini biliyor.
43. Ey Resul, El İlah seni bundan dolayı suçlamıyor, ancak doğru söyleyenle yalan söyleyen iyice belli olmadan onlara niçin izin verdin?
44. El İlah’a ve dirilişe iman edenler, savaştan geri kalmak için senden izin istemezler. El İlah inanıp sakınanları çok iyi bilir.
45. Ancak El İlah’a ve dirilişe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp bocalayanlar senden izin isterler.
46. Eğer onlar savaşmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat El İlah onların niyetlerini çirkin gördü de onları geri koyup; Kadın ve çocuklarla beraber oturun, denildi.
47. Zaten sizinle beraber yola çıksalardı bile, inan ki bozgunculuktan başka bir işe yaramaz, kendilerine kulak verenleri ayartarak karışıklık çıkarmaya yeltenirlerdi. Ama El İlah kötülerin yaptığından haberdardır.
48. Ant olsun bunu daha önce de yapmışlar ve sana nice işler çevirmişlerdi. Ama gerçekler göründü de onlar sevmedikleri halde emir yerini buldu.
49. Onlardan öylesi de var ki; Kusura bakma, ben bu düşmanlık fitnesinin içinde yer almak istemiyorum, der. Bilesiniz ki onlar böyle demekle zaten fitneye düşmüşlerdir. Cehennem kafirleri mutlaka kuşatacaktır.
50. Başarılı olman onları üzer, ancak başına bir musibet gelecek olsa; İyi ki daha önce tedbir almışız, derler ve böbürlenerek dönüp giderler.
51. De ki; Başımıza El İlah’ın yazdığından başkası gelmez. O bizim tek yardımcımızdır, onun için inananlar yalnızca El İlah’a dayanıp güvensinler.
52. Onlara de ki; Siz bizim kötü duruma düşmemizi bekliyorsunuz ama, bizi sonuçta şu iki iyilikten biri bekliyor. Ya galip geleceğiz, ya da ölüp şehit olacağız. Aslında biz de El İlah’ın sizi cezalandıracağı günleri bekliyoruz, ya bizim elimizle veya başka bir biçimde. Haydi bekleyin, şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
53. De ki; İster gönüllü ister gönülsüz, verdikleriniz asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz kötü insanlarsınız.
54. Onların bu duruma düşmelerine neden olan şey, El İlah ve Resulünü inkar etmeleri, El İlah’ın anıldığı namazlara üşenerek gelmeleri ve gönülsüz vermelerinden başka bir şey değildir.
55. Onların zenginliği seni imrendirmesin. Çünkü El İlah bununla onların günahlarını artırmayı ve dünyada kafir olarak can vermelerini istiyor.
56. O ikiyüzlüler sizden yana olduklarına yemin ediyorlar. Halbuki sizden yana değiller, sadece sizden korktukları için böyle söylüyorlar.
57. Eğer sığınacak başka bir yer bulsalardı, koşarak sizden ayrılıp oraya giderlerdi.
58. Onların arasında seni gelir dağılımında adil davranmamakla suçlayanlar da var. Ancak kendilerine verilirse memnun olur, verilmezse kızıp küserler.
59. Eğer El İlah ve Resulünün takdirine razı olup; El İlah bize yeter, El İlah dilerse Resulü bize daha iyisini verir, biz yalnız El İlah’ın rızasını isteyenleriz, deselerdi ya!
60. Devletin gelirleri öncelikle yoksullara, düşkünlere, devlet görevlilerine, İslam’a küskün olanlara, hürriyetlerini satın almaya çalışan kölelere, borçlulara, El İlah yolunda çalışanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. El İlah her şeyi bilen, her şeyi bir hikmetle yapandır.
61. Yine o ikiyüzlüler arasında; O her gizli sözü dinleyen bir kulaktır, diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki; O kulak sizi yine sizin iyiliğiniz için dinler. Çünkü o El İlah’a inanır, inananlara güvenir ve iyiler için bir yol göstericidir. El İlah’ın Resulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.
62. Sevdiklerini söylemek üzere inananlara gidiyor, dil döküp yemin ediyorlar. Eğer gerçekten samimi iseler öncelikle El İlah ve Resulünü sevmeleri gerekmez miydi?
63. Hâlâ anlamıyorlar mı ki, kim El İlah ve Resulüne karşı koyarsa içinde ebedi kalacağı cehennem ateşindedir ve bu çok vahim bir durumdur.
64. Kimileri de içlerinde gizli olanı açıklayacak bir sure indirilmesinden çekindiklerini söyleyerek akılları sıra alay ediyorlar. De ki; Eğlenin bakalım, ama El İlah içinizdekileri gerçekten ortaya çıkaracaktır.
65. O gün onlara niçin alay ettikleri sorulduğunda; Sadece şaka yapıyorduk, derler. Onlara denir ki; El İlah ile, Onun ayetleri ile ve Onun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
66. Şimdi boşuna özür dilemeyin. Çünkü siz inandığınızı söylerken samimi değildiniz. İçten tövbe eden bazılarınızı bağışlasak bile, çoğunuzu suçlu oldukları için cezalandıracağız.
67. İster kadın ister erkek, onlar sizin yandaşınız değil birbirlerinin yandaşıdırlar. Kötülüğü tavsiye eder, iyiliği engeller ve cimrilik ederler. Onlar El İlah’ı unuttular, bu yüzden El İlah da onları unuttu! Bu ikiyüzlü davranışları sebebiyle günaha battılar.
68. El İlah onlara içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini söz verdi ve o onlara yeter. El İlah onlara lanet etmiştir, onlar için hiç bitmeyecek sanılan bir azap vardır.
69. Ey ikiyüzlüler! Siz de daha öncekilerin düştüğü hataya düştünüz. Onlar nasıl dünyaya dalıp unuttularsa işte siz de öyle dalıp unuttunuz. İşte onların yaptıkları dünyada da ahrette de boşunadır ve onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
70. Yoksa öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve diğer yok olan kültürlerin hikayesini bilmiyorlar mı? Peygamberleri sadece gerçeği dile getirdiği halde dinlememişlerdi. Zaten El İlah kullarına kötülük etmez, onlar kendi kendilerine kötülük ederler.
71. Kadın veya erkek, inananlar da birbirlerinin dostudur. İyiliği tavsiye eder, kötülüğe engel olur, namazı maksadına ulaştırır, mallarından verir, El İlah ve Resulüne itaat ederler. El İlah işte onlara yardım edecektir. Şüphesiz El İlah en güçlü olan ve bir hikmetle yapandır.
72. El İlah iyilere, içinde her istediklerinin su gibi aktığı ebedi kalacakları cennetler ve o cennetlerde güzel köşkler söz verdi, ama bilin ki El İlah’ın rızası hepsinden büyüktür. Zaten en büyük kurtuluş da budur.
73. Ey Peygamber! Kafirlere karşı savaş ve onlara sert davranmaktan çekinme. Çünkü onların varacakları yer cehennemdir ve oranın sertliği senin sertliğini aratacaktır!
74. Bir de yalan söylemediklerine yemin ediyorlar, halbuki elbette yalan söylediler. Üstelik başaramadıkları bir suikast yapmaya bile yeltendiler sırf kıskandıkları için. Eğer tövbe ederlerse kendileri için iyi olur, yüz çevirirlerse El İlah onları dünyada da, ahrette de acı bir azaba çarptıracak ve yardım edenleri de olmayacaktır.
75. Onlardan kimi de; El İlah bize verirse biz de başkalarına veririz, diye söz vermişti.
76. Fakat ne zaman ki El İlah onlara verdi, onlar cimrilik ederek sözlerinden döndüler.
77. Ve El İlah’a verdikleri sözden dönüp yalan söyledikleri için El İlah onların kalbini çürüttü ve doğruluğun yerine iki yüzlülüğü koydu.
78. Onlar El İlah’ın en gizli fısıltıları bile nasıl duyduğunu hâlâ bilmiyorlar mı?
79. Sadakalar konusunda, gönüllü verenlerle gücünün yettiği kadarını verenlerle alay edenler var ya, El İlah işte onları maskaraya çevirmiştir ve onlar için acı bir azap vardır.
80. Ey Resul, onlar için günde yetmiş kez af dilesen de El İlah onları asla affetmeyecektir. Bu onların El İlah ve Resulünü inkar etmelerinden ötürüdür ve El İlah hainleri doğru yola erdirmez.
81. El İlah’ın Resulüne yardım etmemek için geri kalanlar; Bu sıcakta sefere çıkılmaz, dediler. De ki; Cehennem ateşi çok daha sıcaktır! Keşke bilselerdi.
82. Ne yaptıklarını bilselerdi, az güler çok ağlarlardı!
83. Eğer sağ salim geri dönersin de başka bir savaşta seninle beraber çıkmak isterlerse de ki; Hayır, asla gelmeyecek ve bizimle birlikte savaşmayacaksınız! Çünkü siz ilkinde kaçmıştınız ve şimdi kadın ve çocuklarla beraber kalın!
84. Onların ölenlerine namaz kılma, kabirlerini bile ziyaret etme! Çünkü onlar El İlah ve Resulünü inkar ettiler ve ikiyüzlü bir yalancı olarak öldüler.
85. Onların zenginliği seni imrendirmesin. Çünkü El İlah bununla onların günahlarını artırmayı ve dünyada kafir olarak can vermelerini istiyor.
86. Onlara; El İlah’a inanın ve Onun yolunda Resulü ile birlikte savaşın, denildiği zaman senden izin istediler de; Bırak şehirde kalanlarla beraber olalım, dediler.
87. Ve kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldukları için kalplerine mühür vuruldu, bu yüzden anlamazlar.
88. Fakat Peygamber ve yanındaki inananlar, her şeylerini ortaya koyarak savaştılar. İşte bu yüzden bütün hayırlar da onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerdir.
89. El İlah onlara içinde her istenen şeyin su gibi aktığı ve ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük mükafat budur.
90. Mazeret beyan edebilecek kimi bedeviler bile geldiler de, El İlah ve Resulüne yalan söyleyenler oturup kaldılar. Elbette kafirlere acı bir azap erişecektir.
91. El İlah ve Resulüne bağlı oldukları sürece, zayıfların, hastaların ve silah alıp gelemeyen fakirlerin geride kalmalarında günah yoktur. Zira onları sorumlu tutacak bir neden yoktur. El İlah çok acıyan ve çok bağışlayandır.
92. Savaş için kendilerine binek hayvanı vermeni isteyip de; İnanın size verecek bir binek bulamıyorum dediğinde, fakirliğin verdiği üzüntüyle ağlayarak dönen kimselere de günah yoktur.
93. Günah, güçleri yettiği halde geride kalanlaradır. Çünkü onlar kadınlarla beraber geride kalmayı istediler de El İlah bu nedenle kalplerini mühürledi, artık doğruyu yanlışı ayıramazlar.
94. Geri döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki; Boşuna özür dilemeyin, çünkü size inanmayız. Çünkü El İlah yaptıklarınızı görüp bize de göstermiştir ve bundan sonrasında yapacaklarınızı da görecektir, Resulü de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de, yaptıklarınızı size de gösterecektir.
95. Döndüğünüzde kendilerini cezalandırmamanız için El İlah adına yemin edecekler. Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar pistir ve yaptıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
96. Affedesiniz diye yemin üstüne yemin edecekler. Fakat bilin ki, siz affetseniz bile El İlah o ikiyüzlüleri asla affetmeyecektir.
97. Yabani göçerler hem katı yürekli oluşları, hem de cahillikleri nedeniyle El İlah’ın Resulüne indirdiği gerçeği inkara daha yakındırlar. El İlah bunun böyle olduğunu en iyi bilendir.
98. Onlardan öylesi var ki, El İlah yolunda harcaması isteneni haraç sayar da sizin bir belaya uğrayıp yok olup gitmenizi bekler. Halbuki bekledikleri o bela böylelikle kendi başlarına gelmiştir de haberleri yok! El İlah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
99. Onlardan öylesi de var ki, El İlah’a ve ahiret gününe inanır, harcadıklarını El İlah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarına vesile eder. Bilesiniz ki harcadıkları El İlah katında onlar için bir yakınlıktır. El İlah onları cennetine koyacaktır. Şüphesiz El İlah acıyan ve bağışlayandır.
100. İslam’a hizmette öne geçen muhacirler ve ensar ile onlara gönülden tabi olanlar var ya, işte El İlah onlardan, onlar da El İlah’tan razı olmuşlardır. El İlah onlara, içinde her istenen şeyin su gibi aktığı ebedi cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
101. Çevrendeki yabani kabileler ve Medine halkı arasında öyle bazı ikiyüzlüler var ki, şaşar kalırsın. Sen onları bilmiyorsun ama biz biliyoruz. Onlara iki kez azap edeceğiz, biri dünyada, sonra da cehennemde daha acısına.
102. Bazıları ise, iyiliğe kötülük karıştırmakla birlikte günahlarını itiraf ettiler. Gönülden tövbe ederlerse umulur ki El İlah onların tövbesini kabul eder. Çünkü El İlah çok acıyan ve çok bağışlayandır.
103. Onların mallarından alıp dağıt, ola ki bununla onları temizler, arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et, çünkü senin duan onlara huzur verir. El İlah işitendir, bilendir.
104. Yoksa El İlah’ın gönülden tövbeleri ve sadakaları geri çevirmediğini hâlâ bilmiyorlar mı?
105. De ki; Dilediğinizi yapın! Ancak bilin ki, her ne yaparsanız El İlah ve Resulünün yanı sıra diğer inananlar da görmektedir. Sonra, gizli açık her şeyi bilen El İlah’a döndürüleceksiniz de yaptıklarınız önünüze konulacaktır.
106. Onların içinde henüz kararsız kimileri de var ki, El İlah’ın emrini bekliyorlar. Dilerse azap edecek, dilerse tövbelerini kabul edip bağışlayacaktır. Çünkü El İlah her şeyi bilen ve doğru hüküm verendir.
107. Bir de, El İlah ve Resulüne düşman bir adama karargah hazırlamak, onun liderliğinde inananlara karşı birleşmek üzere ayrı bir mescit inşa edenler var. Asıl niyetlerini gizler; Biz bunu içinde ibadet edilsin diye inşa ettik, diye yemin ederler. Halbuki El İlah onların yalan söylediklerine şahittir.
108. Sakın oraya gidip namaza durayım deme! Namazı teslimiyet ve sadakat üzerine kurulu bir mescitte kılman elbette daha doğrudur. Çünkü orada temizlenmeyi isteyen iyiler vardır ve El İlah temizlenenleri sever.
109. Hangisi daha akıllıca? Binayı El İlah’ın hoşnutluğu üzerine kurmak mı, yoksa göçmek üzere olan bir uçurumun kenarına kurup onunla birlikte boşluğa uçmak mı? El İlah zalimleri doğru yola iletmez.
110. Yaptıkları o mescit, yüreklerinde bir ihanet duygusu olarak sürekli kalacak ve ölünceye kadar kendilerini tedirgin edecektir. El İlah her şeyi bilen ve hikmetle hüküm verendir.
111. El İlah inananların mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır. Onlar El İlah yolunda savaşır, El İlah için öldürür ve ölürler. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kuran’da El İlah’ın söz verdiği bir gerçektir. Sözüne El İlah’tan daha sadık kim var! Şu halde yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin. Bu sizin için gerçekten çok kârlı bir alış veriş.
112. Onlar ki, tövbe edenler, iyilik edenler, hamt edenler, Onun hoşnutluğunu arayanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği tavsiye edip kötülükten alıkoyanlar ve El İlah’ın sınırlarını koruyanlardır. İşte o kimseleri müjdele!
( Unutulmamalıdır ki, ayette zikredilen hamt, oruç, rüku, secde gibi tapınma şekilleri bizim dışımızdaki dinlerde de vardır ve hepsi de birbirinden farklı farklıdır. Ancak, hepsinde ortak olan en temel iki kavram, iyilik ve kötülüktür. Halbuki gerçekte bunlar da belirsizdir. Size göre iyi olan bir şey bana göre kötü, bir toplumda doğru olan bir şey başka bir toplumda yanlıştır. Böyle olunca, ayetteki en önemli noktanın “El İlah’ın sınırlarını korumak” olduğu anlaşılır. Nedir El İlah’ın sınırları? Bu sınırları sadece kendi dinimizin sembolleriyle belirlemeye kalkıştığımızda El İlah’ın gerçeğini inkar etmiş, El İlah’ın bu eşsiz yaratışına haksızlık etmiş olmaz mıyız? Şimdi düşünün, şunu mu istiyorsunuz; Bütün insanlar bizim gibi namaz kılsın, bütün insanlar bizim gibi Kabe’ye gitsin, bütün insanlar bizim gibi oruç tutsun! Düşünün, bunu aklınız alıyor mu? Düşünsenize tüm dünya Müslüman olsa da Kabe’ye gitmek isteseydi ne olurdu? Hadi canımız böyle istiyor diyelim, istediğimiz şey okuyup durduğumuz şu Kuran’a uygun mu? Hem ne yaptığımızı bilmeyeceğiz, hem de herkesin bizim gibi olmasını isteyeceğiz öyle mi, söyleyin bu hak mı? Oysa gerçek şu; El İlah, Hayy sıfatıyla diri, sürekli hareket, sürekli yaratış ve sürekli değişim hâlindedir ve esasen kıyamet dediğimiz dirilişi yaklaştırıp getiren de bu hareket ve değişimdir. El İlah’ın sınırlarını bizim zamanımız ve anlayışımız değil, zamanın kendi akışı ve değişimi belirlemektedir. Özetle bu sınırlar, bir toplumda herhangi bir zaman içinde kabul gören ahlaki ve içtimai genel kurallardır ve zamanla değişmektedir. Burada bize düşen bunu bilmek ve kendi yaşam dilimimizde içinde yaşadığımız toplumsal değerlere saygılı olmaktır.)
113. İğrenç bir suçlu olduğu açıkça görünen kimse evladı bile olsa, El İlah’ın gerçekliğini inkar edenler için af dilemek ne peygambere yakışır, ne de diğer inananlara.
114. İbrahim’in babası için af dilemesi ise sadece ona söz verdiği içindi. Ne var ki, o bile onun bir El İlah düşmanı olduğunu anlayınca ondan uzaklaşmıştı. Şüphesiz ki İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok sabırlı bir insandı.
115. El İlah bir topluma gerçeği açıklamış olsa bile, dikkat edecekleri diğer detayları açıklamadığı sürece onları sorumlu tutup suçlamaz. El İlah her şeyi tüm gerçekliğiyle bilendir.
116. Göklerin ve yerin sahibi El İlah’tır, Odur öldüren ve dirilten. El İlah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız yoktur.
117. Ant olsun ki Uhud savaşı sırasında bazı Müslümanlar dağılmaya yüz tutmuşlardı da, El İlah o zor zamanda yardıma koşan kimseler sebebiyle diğerlerini affedip tövbelerini kabul etti. Çünkü O, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
118. Ve savaşta geride kalan üç kişinin daha! Çünkü yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmış ve nihayet El İlah’tan başka sığınılacak bir yer olmadığını anlamışlardı. Ve El İlah onların tövbesini kabul etti, çünkü El İlah acıyan ve tövbeleri kolayca kabul edendir.
119. Ey inananlar! El İlah’tan korkun ve iyilerle birlikte olun.
120. Medinelilere ve çevresindeki kabilelere, El İlah ve Resulünden önce kendilerini düşünmek yakışık alır mı? Çünkü onların El İlah yolunda bir zahmete uğramaları veya kötülere galip gelmeleri yine kendileri içindir. Zira El İlah iyilerin mükafatını unutmaz.
121. En güzel şekilde karşılık vermek üzere, küçük büyük bütün yaptıkları onlar için yazılmaktadır.
122. İnananların hep birden sefere çıkmaları doğru değildir, onların bazıları dinin gerçeğini öğretmek üzere geride kalmalıdır. Umulur ki düşünüp sakınırlar.
123. Ey inananlar! Kötülüklerle savaşın ve bu yolda sert davranmaktan çekinmeyin. Bilin ki, El İlah inananlarla beraberdir.
124. Herhangi bir sure indirildiği zaman cahiller derler ki; Bunlar hanginizin imanını artırdı? Bilmiyorlar ki bu sureler ancak bilenlerin ilmini artırır ve sevindirir.
125. Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların da sadece inkarlarını artırır ve onlar artık kafir olarak ölürler.
126. Peki ama onlar her yıl, yılda bir veya iki kez çeşitli belalarla imtihan edildiklerini görüp ibret almıyorlar mı?
127. Bir sure indirildiği zaman, etrafı kontrol ederek birbirlerine bakar ve alay ederek çekip giderler. Düşüncesiz oldukları için El İlah onların anlayışını kapamıştır.
128. Yemin ederim, size öyle bir Peygamber geldi ki hep sizi düşünür, hep sizin için yaşar ve sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün ve iyilere karşı çok şefkatlidir.
129. Ey Resul! Yine de yüz çevirirlerse de ki; El İlah bana yeter, Ondan başka tanrı yoktur. Sadece Ona dayanır ve sadece ona güvenirim. O büyük arşın sahibidir.
( Arş, en kısa ifadeyle sonsuz gelecek demektir. Daha geniş bilgi almak için, www.muritkefer.com / Tutankhamon’un hazineleri, isimli bölüme bakabilirsiniz.)