16. NAHL (Arı)
Sırrını insanla gösteren El İlah adına,
1. Diriliş emri yaratılışın başında verilmiştir ve günü yaklaşmaktadır, bu yüzden onu görmek için acele etmeyin. Çünkü El İlah sizin zannettiğinizden başka bir yüceliktir.
2. El İlah ilhamı kullarından dilediği kimseye gönderir de; Kullarıma benden başka ilah olmadığını söyleyip uyarın, der.
3. Gökler ve yer Onun kendi gerçekliğidir ve yaratıcı zannettikleri hayallerle ilgisi yok!
4. İnsanı bir damla sudan yarattı da sonra görüldü ki, O da Rabbi gibi bir yaratıcı oluvermiş!
( El İlah’a halife olan insanlığın varlık üzerindeki yaratıcı gücü anlatılıyor.)
5. Ehil hayvanları da O yarattı ki etlerini yer, yünlerini giyer, türlü faydalar edinirsiniz.
6. Sabah yaylıma çıkışları ve akşam ağıla dönüşleri bile sizin için bir keyiftir.
7. Ölseniz götüremeyeceğiniz eşyaları yüklenir, ülkeden ülkeye taşırlar. Rabbiniz gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
8. Canlılar arasında renkli bir desen olan atları, katırları ve eşekleri de binesiniz diye yarattı ve kim bilir bilemeyeceğiniz daha ne binekler yaratır.
9. Yolun doğrusu El İlah’ındır, ancak eğrisi de var. El İlah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
10. Gökten suyu indiren Odur. Hem siz içersiniz hem hayvanlarınız, hem de onların otladığı bitkiler.
11. Yine onunla ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerden bitirir. Bunlarda düşünen bir toplum için büyük ibret vardır.
12. O geceyi gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize verdi. Yıldızlar da Onun emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki aklını kullananlar için bunlarda pek çok deliller vardır.
( Onun emri ifadesiyle anlatılmak istenen şey varlığın doğal kanunlarıdır.)
13. Rengarenk yarattığı yeryüzü, düşünen bir toplum için gerçekten ibrettir.
14. İçinden balıklar ve kabuk takılar çıkardığınız denizi de emrinize veren Odur. İçinde ticaret malları taşıyan gemilerin denizde suları yara yara gittiklerini görürsün.
15. Sarsılmasın diye yeryüzüne aşılmaz ulu sarp dağlar dikti, kenarında yol bulmanız için ırmaklar yarattı.
16. Ve yolunuzu bulabilesiniz diye daha nice işaretler! Bilen için, gökte yıldızlar bile yol gösterir.
17. Şu halde gerçek hayale benzer mi, hâlâ düşünmüyor musunuz?
18. El İlah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Hakikaten El İlah çok seven ve çok bağışlayandır.
19. Gizli açık, her ne yapsanız bilir.
20. El İlah’ın bu gerçekliği dışındaki inançlarınız hiçbir şey yaratamazlar, çünkü kendileri yaratılmışlardır.
21. Onlar gerçek değil cansız hayallerdir ve ne zaman gerçekleştirileceklerini de bilemezler.
22. Gerçek tektir, fakat dirilişe inanmayanların aklı bunu inkar eder ve büyüklenirler.
23. Hiç şüphesiz El İlah onların gizli açık her yaptıklarını bilir ve büyüklük taslayanları hiç sevmez.
24. Onlara, Rabbiniz ne söylüyor denildiği zaman; Önceki eski masallar derler,
25. Böylece diriliş gününde hem kendi günahlarını, hem de yanılttıkları kimselerin günahından bir kısmını yüklenip gelirler. Bak ki yüklendikleri şey ne kötü!
26. Bu oyunu öncekiler de oynamışlardı. Sonunda El İlah evlerinin temellerini söktü de tavan tepelerine çöktü. Bu onlara beklemedikleri bir gerçek olarak gelmişti.
27. Sonra kıyamet gününde El İlah onları sorguya çeker ve der ki; İnanmayan herkese düşman kesildiğiniz şu ilahlarınız nerede! Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki; Şüphesiz bugün rezillik gerçeği örtenleredir.
( Bu ayet tüm dinler için çok tehlikeli bir uyarıdır. İnsanların ve dinlerin genel yapısı El İlah’ı bilinmezliğe iterek tapınmaktır. Oysa ki İslam bunu reddeder, El İlah bilinmeli ve görülmelidir. Bilinemiyorsa bilinmezliğiyle, görülemiyorsa görünmezliğiyle bilinmelidir. Ama mutlaka bilinmelidir! Aksi takdirde tıpkı bu ayette anlatıldığı gibi hem kendi ihmalimizin, hem de anlatmakla yükümlü olduğumuz halde anlatmayıp şaşırttığımız insanların vebali boynumuzda olacaktır.)
28. Kendi kendilerine kötülük ederlerken ölen bu kimseler, kıyamet günü meleklere; Biz dünyada dindardık, diyerek teslim olurlar. Melekler de şöyle derler; Hayır iş öyle değil, El İlah elbette yaptıklarınızı çok iyi bilendir.
29. Şimdi içinde ebedi kalacağınız cehennem kapılarından girin! El İlah ve din adına bile olsa, kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
30. Bilenlere sorulsa nedir bu olanlar diye; El İlah’tan karşılıksız bir iyilik, derler. Doğru, bu dünyada iyi olanlara iyilik vardır. Gelecek cennet ise şüphesiz daha büyük bir iyiliktir. İnanıp sakınanların yurdu gerçekten güzeldir!
31. O yurt, her istediklerinin su gibi aktığı cennetlerdir. Orada diledikleri her şey vardır. El İlah inanıp sakınanları işte böyle mükafatlandırır.
32. Onlar, meleklerin; Selam size! Yaptığınız iyi işlerin karşılığı olan cennete girin, diyerek karşıladığı kimselerdir.
33. Kafirler bu meleklerin hemen şimdi görünmesini veya buna benzer başka bir mucize mi bekliyorlar? Evet, öncekiler de böyle yapmışlardı. El İlah onlara kötülük etmedi, onlar kendi kendilerine kötülük ettiler.
34. Ve sonunda yaptıkları kötülüğe ulaşırlar da, inanmadıkları şey onları kuşatıverir.
35. Bilmeyen bazıları diyorlar ki; El İlah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapmaz, şunu bunu kendimize haram etmezdik. Öncekiler de tıpkı böyle demişlerdi ama, peygamberlere düşen uyarmaktan başka bir şey midir!
36. Ant olsun ki, El İlah’a kulluk etsinler ve gerçek dışı hayallerden sakınsınlar diye her topluma ayrı bir peygamber gönderdik. Bir kısmı doğru yolu buldu, bir kısmı da sapıklığı seçti. Harabeleri gezin de görün, inkar edenlerin sonu nasıl olmuş!
37. Ey Resul! Sen çok istesen de, bil ki gönülden istemezse El İlah kimseyi gerçeğe erdirmez. Onlara yardım edebilen de yoktur.
38. Ölen ölmüştür, asla kimse diriltemez, diye olanca güçleriyle yemin ediyorlar. Bir bilseler ki bu El İlah’ın emrettiği bir gerçektir. Ne çare insanların çoğu bilmiyor.
( El İlah’ın insanı nasıl dirilteceği hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Kıyamet alametleri ve Kıyamet bölümlerine bakabilirsiniz.)
39. El İlah, hakkında tartıştıkları şeyi açıklamak ve aslında gerçeği bilmeyen herkesin kafir olduğunu anlatmak için onları diriltecektir.
( Kafir, Arapça’da tohumu toprakla örtüp gizleyen çiftçi demektir. Bu benzetmeyle, halife sıfatıyla El İlah’ı gizleyen her insan kafirdir. Ancak kim bunu bilir ve ona göre davranırsa o kimse kafirlikten kurtulur.)
40. Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sadece ol deriz, o da hemen oluverir.
( Bu ayet çoğu kere yanlış yorumlanmakta, aniden oluşan mucizevi bir olay anlaşılmaktadır. Ancak, El İlah’ın bir gününün bizce bin yıl gibi olduğunu anlatan ayetler bu yanlış anlayışı doğrultmakta, yaratılışın doğal bir süreç olduğunu anlatmaktadır.)
41. El İlah yolunda terki diyar edenlere gelince, onları dünyada şu veya bu şekilde yaşatacağız. Ancak, eğer bilirlerse ahiretteki mükafat elbette daha büyüktür.
42. Onlar bu gerçeğe teslim olarak sabredenlerdir.
43. Ve biz bunu bilenlerden başkasını peygamber olarak hiç göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorun,
44. Görünen gerçeği anlatan kitaplarla gönderilmişlerdi. İşte bu Kuran’ı da, insanlara gerçeği açıkla da anlasınlar diye indirdik.
45. Kötülük tuzakları kuranlar, öleceklerinden veya başka bir şekilde cezalandırılacaklarından korkmuyorlar mı?
46. Yoksa hiç ölmeyecekler mi? Hayır, kimse El İlah’tan kaçabilecek değildir.
47. Yoksa iyice ihtiyarladıktan sonra öleceklerini mi umuyorlar? Peki umsunlar bakalım, çünkü Rabbin gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
48. El İlah’ın yarattıklarını görmüyor musun? Gölgeleri bile gittikçe küçülerek döner, çaresiz gerçeğe teslim olurlar.
49. Göklerdekiler, yerdekiler ve bütün diğer varlıklar, gerçeğin içinde çaresiz bir hapistir.
50. Gerçeğin dışına çıkamaz ve sadece yapmaları gerekeni yaparlar.
51. El İlah buyurdu ki; Başka ilahlar edinmeyin, çünkü El İlah birdir. Yalnız benden korkun!
52. Göklerde ve yerde ne varsa Onundur, din de Onundur. Yoksa, olmayan başka bir şeyden mi korkuyorsunuz?
53. Faydalandığınız ne varsa El İlah’tandır. Sonra bir kötülüğe uğradığınızda da yalnız onun kalkması için yalvarırsınız.
54. Ve o kötülük kalktığında içinizden bazıları yine unuturlar,
55. İnadına nankörlük edercesine! Peki bir süre daha oynayın bakalım, yakında gerçeği göreceksiniz!
56. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de verdiğimiz nimetlerden hayal tanrılarına pay ayırıyorlar! Şüphe yok ki El İlah adına uydurduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
57. Erkekler onlardan da kızlar El İlah’tan öyle mi? Haşa, El İlah bundan ayrı bir yüceliktir.
58. Onlardan birine kız evlat haberi verildiğinde öfkeden yüzü kapkara kesilir,
59. Verilen haberin utancıyla insanlardan gizlenip düşünür, onu besleyip büyütse mi, yoksa gömüp yok mu etse? Bakın hayali bile ne kadar çirkin!
( Ayet bazı tefsirlerde eskiden kız çocukların gerçekten diri diri gömüldüğü şeklinde yanlış yorumlanmaktadır.)
60. Kötü sıfatlar cahillere, yüce sıfatlar ise El İlah’a aittir. Çünkü O her şeyden üstün bir yüceliktir.
61. Eğer El İlah insanları günahları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Fakat onları belli bir vakte kadar erteliyor, zamanını bekliyor. Ne bir saat geri, ne bir saat ileri!
62. Hoşlarına gitmeyen ne varsa El İlah’a gönderiyor, sonra da akılları sıra iyi bir iş yapmış gibi atıp tutuyorlar. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve orada unutulacaklar.
63. Ant olsun senden önceki milletlere de peygamberler göndermiştik de, şeytan onlara da kendi yaptıklarını güzel göstermiş ve inanmamışlardı. İşte bugün onlara benzeyenlerin Rabbi hâlâ şeytandır ve onlar için acı çekecekleri bir azap var.
64. Biz sana bu kitabı tartışıp durdukları şu dini insanlara açıklayasın da, gerçeği arayanlar doğru yolu bulabilsin diye indirdik.
65. Görmüyor musun El İlah gökten su indiriyor da, kupkuru toprak onunla yeşerip canlanıyor. Şüphesiz düşünen kimseler için bunda ibret vardır.
66. Kuşkusuz hayvanlarda da bir ibret vardır. Karınlarındaki artık ile kan arasından leziz bir süt çıkarıyoruz da afiyetle içiyorsunuz.
67. Hurma ve üzüm gibi meyveleri yer, sularından başınızı döndüren içkiler sıkarsınız. İşte bunlarda bile düşünen kimseler için ibret vardır.
68. Rabbin bal arısına; Dağların ağaçların kovuklarını ve insanların yaptıkları kovanları kendine ev edin,
69. Sonra Rabbinin geniş yollarında yayıl ve türlü meyvelerden ye, diye ilham etti. Onların karınlarından da farklı lezzetlerde ballar çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette düşünen insanlar için bunda da bir ibret vardır.
70. Sizi El İlah yaratıp yaşatmaktadır ve zamanı gelince öldürecektir. Bu arada kimileriniz çok yaşatılacaktır, ta ki bunayıp yine bir çocuğa dönene kadar! Şüphesiz ki El İlah ne yaptığını çok iyi bilir ve Onun her şeye gücü yeter.
71. El İlah kiminize az, kiminize çok verdi. Neden çok verilenler az verilen kardeşleriyle paylaşıp da onlarla eşitlenmiyor? Yoksa mülkü El İlah’ın verdiğini inkar mı ediyorlar?
72. El İlah size kendi cinsinizden eşler, eşlerinizden de çocuklar ve torunlar verdi. Hepinizi besleyip büyüttü. Hâlâ aslı olmayan hayallere inanarak El İlah’a nankörlük mü edeceksiniz?
73. El İlah’ın gerçekliğini bırakıp da kendisine bile hayrı olmayan şeylere mi inanacaksınız?
74. Sakın El İlah’ı bir şeye benzetmeyesiniz. Çünkü El İlah’ın her şeyi bildiğini bilmiyorsunuz.
75. El İlah burada çaresiz bir köle ile efendisini misal verir, hiç bunlar eşit olurlar mı? Doğrusu hamt El İlah’a mahsustur ama, insanların çoğu bunu bilmiyor.
76. El İlah şu iki köleyi de misal verir ki; Biri sahibine yük, iki kelimeyi bir araya getiremeyen bir beceriksiz, diğeri söyleneni anlayan ve ne yaptığını bilen biri. Söyleyin bu iki köle eşit mi?
77. Göklerin ve yerin bilinmezlikleri El İlah’ındır ve ölümsüzlüğe diriliş çok yakındır. Göz açıp kapayacak kadar, veya daha da az! Şüphesiz El İlah’ın her şeye gücü yeter.
78. El İlah siz hiçbir şeyin farkında değilken analarınızın karnından çıkardı, sonra bilip şükredesiniz diye kulaklar, gözler ve anlayış verdi.
79. Gökte uçan kuşları görmüyor musunuz, onları boşlukta tutan El İlah’tan başkası değil! Kuşkusuz düşünenler için bunda ibretler vardır.
80. El İlah size hayvan derilerinden kolayca konup göçebileceğiniz korunaklı çadırlar, yünden yaptığınız türlü eşyalar,
81. Sıcaktan koruyan gölgelikler, dağlarda sığınacağınız mağaralar ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. El İlah, bilip şükretmeniz için ihtiyacınız olan her şeyi verdi.
82. Ey Resul yine de dinlemezlerse, artık sana söyleyip uyarmaktan başka bir şey değildir.
83. Onlar bunun gerçek olduğunu hem bilir, hem de hayallerine sarılıp gerçeği inkar ederler. Onların çoğu kafirdir.
84. Her toplumdan bir şahit göndereceğimiz o gün özür dilemeleri istenmez, esasen izin de verilmez.
85. O gün azabı gördüklerinde artık affedilmezler, mühlet de verilmez.
86. O gün El İlah’a benzettikleri şeylerin bir hayal olduğunu görürler ve derler ki; Rabbimiz, seni bırakıp da tapmış olduğumuz ortakların işte bunlardır! Onlar da bunlara; Hayır, kesin yalan söylüyorsunuz, diye cevap verirler.
87. O gün El İlah’a teslim olmuşlardır ve uydurdukları hayaller kaybolup gitmiştir.
88. Gerçeği inkar edip de insanları El İlah gerçeğinden alıkoyanlar var ya, işte onların cezasını gerçeği örttükleri için kat kat artıracağız.
89. O gün her topluma kendilerinden bir şahit getirecek ve seni de onların üzerine şahit tutacağız. Çünkü bu kitabı sana tüm gerçeği açıklayan bir yardım ve yol gösterici olarak indirdik.
90. Muhakkak ki El İlah adaleti, iyiliği, yakınlardan başlayarak yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, kötülük ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
91. Antlaşma yaptığınızda anlaşmanın gereğini yerine getirin ve El İlah’ı şahit tutarak ettiğiniz yeminleri bozmayın. Şüphesiz El İlah yaptıklarınızı çok iyi bilir.
92. Kendinizi güçlü hissettiğiniz için anlaşmadan dönmeyin ve yemini bir aldatmaca olarak kullanmayın ki, ipliği ördükten sonra çözen kadınlar gibi olmayasınız. Çünkü El İlah sizi bunlarla imtihan ediyor ve ihtilafa düştüğünüz şeyleri kıyamet gününde açıklayacaktır.
93. El İlah dileseydi hepinizi tek bir anlayışta yaratırdı. Fakat O sapmak isteyeni saptırır, arayanı doğru yola iletir. Unutmayın, yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
94. Yemini bir aldatma aracı olarak kullanmayın. Aksi halde ayağınız kayar da aldattığınız için hemen cezalandırılırsınız, ve sonra dirilişte bir ceza daha!
95. El İlah’a verdiğiniz sözleri dünya malına değişmeyin! Eğer bilirseniz, şüphesiz bu El İlah katında sizin için daha hayırlıdır.
96. Zira dünyanın verdikleri geçici, El İlah’ın verdikleri ise sonsuz kalıcıdır. Elbette iyilikte sabredenleri fazlasıyla ödüllendireceğiz.
97. Erkek veya kadın, kim inanıp iyilikte sabrederse onu dünyada huzur içinde yaşatır, sonra da diriliş günü dünyada bize verdiklerinden daha fazlasıyla ödüllendiririz.
98. Kuran okumaya başladığında, öncelikle kendi nefsinin boş hayallerinden El İlah’a sığın!
99. Gerçek şu ki; Rablerinin gerçekliğini bilerek inananlar için o hayallerin bir gücü yoktur.
100. Onun gücü ancak hayali sevenlere ve El İlah’ı illa bir şeye benzetmek isteyenlere yeter.
101. Bir ayeti iptal edip yerine başka bir ayet getirdiğimiz de; Sen bir yalancısın, dediler. Hayır, onlar işin gerçeğini bilmiyorlar.
102. De ki; Kutsal Ruh onu iyiliği isteyenlere bilgi verip doğru yola iletmek için Rabbin katından bir gerçek olarak getirdi.
(Ayette adı geçen kutsal ruh Cebrail’dir ve Cebrail hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com Cebrail’in kanatları ve Haz. Cebrail, isimli bölümlere bakabilirsiniz.)
103. Şüphesiz biz onların; Kuran’ı ona birisi öğretiyor dediklerini biliyoruz ama, kastettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu Kuran, işte anladığınız apaçık bir Arapça!
104. El İlah’ın gerçeklerine inanmayanlar var ya, kuşkusuz El İlah onları doğru yola iletmez ve onlar için acı verici bir azap vardır.
105. Gerçek dışı şeylere inananlar sadece uydurmaktadır ve onlar yalancının ta kendisidir.
106. Baskı altındaki hariç, kim inandıktan sonra ihanete ve kötülüğe geri dönerse, El İlah’ın hışmına uğrar ve ağır bir şekilde cezalandırılır.
107. Bu böyledir, çünkü onlar dünyayı ahirete tercih etmişlerdir ve El İlah da onların yolunu şaşırtmıştır.
108. İşte onlar El İlah’ın gözlerini kulaklarını ve anlayışlarını mühürlediği, gerçeklerden bihaber kimselerdir.
109. Hiç şüphesiz onlar, diriliş gününde de ziyana uğrayanlar arasındadır.
110. Ama Rabbin, zulme uğramasına rağmen El İlah yolunda sabrederek çalışanların yardımcısıdır. Elbette Rabbin çok merhametli ve çok bağışlayandır.
111. Diriliş günü herkes kendi canının derdindedir ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Hiç kimseye asla haksızlık edilmez.
112. El İlah bir misal veriyor; Verimli toprakları ve mutlu insanlarıyla güven ve huzur içinde yaşayan bir ülke vardı. Sonra onlar El İlah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler de,
El İlah da onları bu nedenle açlık ve ölüm korkusu içinde bırakıverdi.
113. Halbuki bu konuda kendilerini uyaran bir peygamber göndermiştik. Ancak onu dinleyip anlamadılar ve günün birinde işte bu kötü duruma düşüverdiler.
114. Gördünüz mü? Şu halde El İlah’ın bu gerçekliğine inanın da, dünyanın size verdiklerinden hakça yararlanıp şükredin.
115. El İlah size sadece ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve El İlah’tan başkası adına kurban edilen hayvanı haram kıldı. Şu var ki, kim mecbur kalırsa aşırıya kaçmadan bunlardan bile yiyebilir. Çünkü El İlah acıyan ve bağışlayandır.
116. Kendi kendinize; Şunlar helaldir şunlar da haram, demeyin. Çünkü El İlah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz ve şüphe yok ki yalancılar iflah olmaz.
117. Böyle kimselerin yaptığı sadece bir oyalanmadır ve gelecekte bunun bedelini pahalı ödeyecekler.
118. Bu sana anlattıklarımızı daha önce Yahudi olanlara da anlatmıştık. Ama onlar kendi yasaklarını yine kendileri koydular, bunu onlardan biz istememiştik.
119. Ama şüphesiz Rabbin, bilmeyerek kötülük yaptıktan sonra öğrenip iyiliğe dönenleri bağışlayacaktır. Hiç onlar pişman olup geri döner de Rabbin acıyıp bağışlamaz mı?
120. İbrahim sahiden gerçeğe yönelen ve El İlah’a bilerek inanan biriydi. El İlah’ı nefsin hayallerine terk eden veya illa bir şeye benzeterek inananlardan değildi.
121. Âlemin gerçekliğini bilir şükrederdi. Çünkü El İlah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
122. Onu dünyada yükseltmiştik, şüphesiz diriliş günü de en yükseklerde olacaktır.
123. Şimdi sana da aynı şeyi söylüyoruz; İbrahim’e uy ve gerçeğe yönel! Çünkü O yalan söyleyenlerden değildi.
124. Yahudilerin cumartesi gününü kutsamaları, ancak İbrahim’in anlattıklarını kaybedip ihtilafa düştükleri için olmuştu. Rabbin, diriliş günü ihtilafa düştükleri gerçeği açıklayacaktır.
125. Ey Resul! Sen insanları gerçeği dile getiren en güzel sözlerle Rabbinin yoluna çağır ve onlara güzellikle anlat! Şüphesiz Rabbin doğru yolda olanları da, sapanları da en iyi bilendir.
126. Eğer başka bir nedenle karşınızdakilerle savaşmak ve cezalandırmak zorunda kalırsanız, ancak size yapılan kadarıyla karşılık verin. Ama vermez sabrederseniz, elbette daha hayırlıdır.
127. Şu halde sabret ve bil ki sabrın bile yine El İlah’ın yardımı iledir. İnsanların bilir bilmez yapıp ettikleri seni üzmesin.
128. Çünkü El İlah, kötülükten sakınan iyilerle birliktedir.