40. MÜMİN (Mümin)

Sırrını insanla gösteren El İlah adına,

1. Ha. Mim.

( Sonsuz. İnsan)

2. Bunlar varlığın hakimi ve her şeyi bilen El İlah’ın gerçekleridir.

3. O tövbeleri kabul eden, suçları bağışlayan, ama azabı da zorlu öyle bir El İlah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. Dönüş de ancak Onadır.

4. Zalimlerden başkası El İlah’ın ayetlerinin gerçekliğini tartışmaz. Onların dünyada rahat içinde ve fütursuzca yaşamaları seni yanıltmasın.

5. Onlardan öncekiler de gerçeğin anlatılmasını engellemeye çalışmış, kendi doğru bildiklerini sürdürmek için mücadele etmişlerdi ama, görüyor musun nasıl yakaladım ve nasıl cezalandırdım!

6. Gerçeği inkar edenlerin cehennemlik olduklarını söyleyen Rabbinin sözü işte böylece gerçekleşti.

7. İnsanlığın geleceğinde sorumluluk yüklenenler ve onun için mücadele edenler Rablerini bilip iman eder, iyilerin bağışlanması için dua ederler; Ey Rabbimiz! Senin ilmin ve merhametin her şeyi kuşatmıştır. Şu halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru, derler.

8. Rabbimiz! Onları da, soylarından iyi olanları da, kendilerine vaat ettiğin cennetlere koy. Şüphesiz her şeye gücü yeten tek kutsal sensin!

9. Onları her türlü kötülükten koru. Zira sen kimi korursan muhakkak o kimse yardımına ulaşmış demektir ve bu en büyük kurtuluştur.

10. Gerçeği inkar edenlere o gün şöyle seslenilir; Nasıl, El İlah’ın öfkesi sizin öfkenizden büyükmüş değil mi? Gerçeğe inanmaya çağırılıyordunuz da, kızıp reddediyordunuz.

11. Onlar; Rabbimiz bizi öldürüp dirilttin ve işte günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu ateşten kurtulmanın bir çaresi yok mudur, derler.

12. Onlara denir ki; El İlah’ın gerçekliğine çağrıldığız zaman inkar eder, hayallerinize uyduğu sürece tasdik ederdiniz. Artık hüküm yücelerin yücesi El İlah’ındır.

13. Size gerçeği gösteren, sizin için gökten su indiren Odur. El İlah’a yönelenden başkası bundan ibret almaz.

14. Haydi! İnkar edenlerin hoşuna gitmese de, şimdi El İlah’a yalnızca El İlah olduğu için inanın!

15. Arşın sahibi El İlah, hesap günüyle korkutarak kullarından dilediğine gerçeği öğretir ve onları derecelerle yükseltir.

16. O gün dirilip ayağa kalkarlar. Hiçbir şeyleri El İlah’a gizli kalmaz. O gün hükümranlık El İlah’ındır.

17. O gün herkese kazandığının karşılığı verilir ve haksızlık edilmez. Şüphesiz El İlah hesabı çabuk görendir.

18. Yaklaşan o gün için onları uyar. Çünkü o gün dehşet içinde yutkunurken yürekler ağza gelir. Ama o gün zalimlerin ne dostu vardır, ne de feryatlarına kulak veren.

19. Bilin ki, El İlah kalplerde ve bakışlarda gizlenen hainliği çok iyi bilir.

20. El İlah adaletle hükmeder. Onu dışında inandıklarının ise hiçbir şeye gücü yetmez. Şüphesiz El İlah her şeyi işiten ve görendir.

21. Kendilerinden öncekilerin akıbetinin ne olduğunu görmüyorlar mı! Halbuki onlar daha da güçlüydüler. Böyleyken El İlah onları yakaladı ve bir koruyanları da olmadı.

22. El İlah onları tutup yakaladı, çünkü peygamberlerinin anlattığı açık gerçeği inkar etmişlerdi. Doğrusu El İlah’ın hakkından gelinemez, azabı da pek zorludur.

23. Ant olsun ki Musa’yı da açık bir bilgiyle göndermiştik,

24. Firavuna, Haman’a ve Karun’a! Ama onlar; Bu adam bir sahtekar, dediler.

25. Musa gerçeği dile getirince; Ona inanların soyunu kurutun, dediler. Ama hainlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

26. Firavun dedi ki; Rabbine yalvara dursun, bırakın beni Musa’yı öldüreyim; Çünkü ben onun dininizi değiştirmesinden, yahut ülkeyi bölmesinden korkuyorum.

27. Musa da; Hesap gününe inanmayan her zalimden, benim de sizin de Rabbiniz olan El İlah’a sığınırım, dedi.

28. Firavun ailesinden iyi bir adam şöyle dedi; Siz bir adamı Rabbim El İlah’tır dediği için mi öldüreceksiniz? Halbuki o size gerçeği söylüyor. Söyledikleri yalansa günahı kendisinedir. Ama doğru söylüyorsa, korkarım söyledikleri gelip size çatar. Şüphesiz El İlah, haddini aşan kimseyi doğru yola eriştirmez.

29. Ey kavim! Bugün yeryüzünün en güçlü milleti biziz. Ama El İlah’ın azabı gelip çatarsa bize kim yardım eder? Firavun ısrar etti; Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve size doğru yolu gösteriyorum.

30. Adam dedi ki; Ey kavim! İşin doğrusu, öncekilerin başına gelenin bizim de başımıza gelmesinden korkuyorum.

31. Nuh, Ad, Semud ve sonrakilerde olduğu gibi, El İlah kullarına kötülük dilemiş değildir.

32. Ne var ki, kendi yaptıklarınızdan pişman olacağınız o günden korkuyorum.

33. O gün arkanıza dönüp kaçmak istersiniz de fırsat bulamazsınız. El İlah’ın saptırdığı kimseyi doğru yola iletecek biri de yoktur.

34. Ant olsun aynı şeyleri Musa’dan önce Yusuf da söylemiş, ancak onu da anlayamamıştınız. O öldüğünde; O son peygamberdi, El İlah artık peygamber göndermez, demiştiniz. El İlah aşırıya gidenleri işte böyle saptırır.

35. Hiçbir bilgileri olmadığı halde El İlah hakkında tartışanlar, gerek El İlah, gerekse bilenler katında soğuk karşılanır. El İlah, büyüklük taslayanların kalbini işte böyle mühürler.

36. Firavun danışmanına; Ey Haman! Bana bilimin ve felsefenin sahip olduğu en yüksek bilgiyi aktar,

37. Sanırım Musa’nın anlattığı tanrı orada saklanıyor olmalı, çünkü ben onun yalan söylediğini sanıyorum, dedi. Böylece Firavuna yaptığı iş doğru gösterildi ve bilmediği şeyler olabileceğini fark etmedi.

38. Sonra adam şöyle dedi; Ey kavmim! Bana inanın, çünkü sizi doğru yola götüreceğim.

39. Şüphesiz dünya hayatı geçici bir oyun, ahiretse kalacağımız en gerçek yurttur.

40. Kim bir kötülük yaparsa onun kadar ceza görür. Kim de iyi bir iş yaparsa cennete girecek ve yaptıklarının karşılığı hesapsız verilecektir.

41. Nedir bu haliniz? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum,

42. Sizse beni gerçeği inkar etmeye ve hiç bilmediğim şeylere inanmaya çağırıyorsunuz.

43. Gerçek şu ki, beni inandırmaya çalıştığınız şeylerin dünyada da ahirette de değeri yoktur. Dönüşümüz El İlah’adır, aşırı gidenler ateş ehlidir.

44. Söylediklerimin doğruluğunu yakında anlayacaksınız. Şimdi sizi El İlah’a havale ediyorum. Şüphesiz El İlah kullarının ne yaptıklarını çok iyi görür.

45. El İlah bu iyi adamı onların kötülüklerinden korudu. Firavun ve kavmini ise azap kuşatıverdi.

46. Zaten kötüler dünyada sabah akşam ateşte yaşar gibidirler. Kıyametin kopacağı gün de, firavunu ve ona benzeyenleri azabın en zoruna sokun denilecektir!

47. Onlar ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken, halktan olanlar önderlik taslayanlara; Biz size inanıp uymuştuk. Şimdi ateşimizi biraz olsun hafifletebilir misiniz, derler.

48. Büyüklük taslayanlarsa; Görüyorsunuz biz de bunun içindeyiz. El İlah kulları arasında hükmünü verdi, derler.

49. O gün ateşte bulunanlar cehennem gardiyanlarına şöyle yalvarır; Rabbinize yalvarsanız, bir gün olsun ateşimizi hafifletemez mi?

50. Gardiyanlarsa şöyle cevap verirler; Peygamberleriniz size gerçeği söylememişler miydi? Evet söylemişlerdi, cevabını alınca da; O halde kendiniz yalvarın, derler. O gün zalimlerin yalvarması boşunadır.

51. Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de ahirette yardım ederiz.

52. O gün zalimlere özür dilemeleri hiçbir yarar sağlamaz. Artık onları, nefret ettikleri kötü bir yaşam beklemektedir!

53. Ant olsun ki Musa’ya gerçeği öğretmiş ve İsrail oğullarına da kitabı miras bırakmıştık.

54. O akıl sahipleri için bir öğüt ve yol göstericidir.

55. Ey Elçi! Sen şimdi sabret, çünkü El İlah’ın sözü gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste, sabah akşam hamt ederek Rabbini hatırla.

56. Hiçbir bilgisi olmaksızın El İlah ve din hakkında tartışanlar var ya, hiç şüphe yok ki onların kalbinde asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen El İlah’a sığın, kuşkusuz O işiten ve görendir.

57. Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha zor bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmez.

58. Körle gören, iyi iş yapanla kötülük yapan bir olur mu, ne kadar az düşünüyorsunuz!

59. Bir gün insanlar mutlaka dirilecektir, bunda şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.

60. Rabbiniz şöyle buyurdu; Boyun eğip isteyin, vereyim. Ama itaat etmeyip de büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.

61. Dinlenmeniz için geceyi, çalışmanız için de gündüzü yaratan El İlah’tır ve şüphesiz insanlara karşı cömerttir. Ne çare, insanların çoğu şükretmez.

62. Her şeyin yaratıcısı olan efendiniz El İlah işte Odur ve Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl oluyor da aldatılıyorsunuz!

63. Gerçeği inkar ederseniz, işte böyle aldanırsınız.
64. Yaşadığınız dünyayı bugün, üzerinizdeki göğü gelecek eden, sizi en güzel şekilde yaratıp yaşatan El İlah’tır. Sizin sahibiniz El İlah işte budur. Âlemlerin sahibi El İlah yücelerin yücesidir.

65. O daima diridir, Ondan başka ilah yoktur. O halde samimi olarak sadece Ona dua edin. Her türlü övgü, âlemlerin Rabbi El İlah’a mahsustur.

66. Ey Elçi de ki; Ne zaman ki varlığın ve olayların gerçeğini anladım, işte o zaman âlemlerin tek sahibine teslim olmam ve başka ilahlara kulluk etmemem gerektiğini de anladım.

67. Sizi sırasıyla önce topraktan, sonra sudan, sonra bir kan pıhtısından yaratan, sonra da dünyaya getirip yaşatan Odur. Umulur ki düşünürsünüz.

68. O dirilten ve öldürendir. Herhangi bir işin olmasını dilediği zaman yalnızca ol der o kadar, bakarsın ki oluverir.

69. Varlığın gerçekliği hakkında tartışanları görüyor musun? Nasıl da aldatılıyorlar değil mi?

70. Onlar, peygamberlerimizle gönderdiğimiz gerçeğe inanmayanlardır. Ama yakında anlayacaklar!

71. Boyunlarından zincirle bağlıymış gibi sürüklenecekler,

72. Acılarla dolu ikinci bir yaşamın içinde, ateşte yanar gibi yaşayacaklardır.

73. O zaman onlara; Hani nerede o inandığınız ilahlarınız, denilir.

74. Onlar da; Yoklar, zaten biz aslında onlara da inanmıyorduk, derler. El İlah kafirleri işte böyle şaşırtır.

75. Bu ceza yeryüzünde haksızlık etmenizden ve büyüklenmenizden ötürüdür.

76. Şimdi, içinde ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin! Büyüklenenlerin gidecekleri yer ne çirkin değil mi!

77. Ey Elçi, şüphesiz El İlah’ın sözü gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabı belki görürsün, belki görmezsin. Ama sen sabret, çünkü önünde sonunda nasıl olsa bize dönecekler.

78. Ant olsun senden önce de peygamberler göndermiştik. Kimini anlattık, kimini anlatmadık. Ama hiçbir peygamber aslı olmayan bir hayalden söz etmemiştir. Gerçek ortaya çıktığında, hayali seçenler hüsrana uğrayacaklardır.

79. El İlah, binesiniz veya yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır,

80. Onların daha başka faydaları da vardır. Varmak istediğiniz bir yere, onlara veya gemilere binerek ulaşırsınız.

81. Bunlar gerçektir, inkar edebilir misiniz?

82. Sizden öncekilerin sonu nasıl oldu görmüyor musunuz! Oysa ki sizden daha çok ve daha da güçlüydüler. Fakat sahip oldukları hiçbir şey onlara fayda vermedi.

83. Kendi bilgilerine güvendiler de, gerçeği reddedip peygamberlerini alaya aldılar. Sonra da, alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.

84. Dayanılmaz azabı gördükleri zaman; Şimdi gerçeğe inandık ve hayal ettiğimiz her şeyi inkar ettik, derler.

85. Fakat o zaman iman etmeleri ne işe yarar! Bu El İlah’ın kanunudur, gerçeği inkar edenler kendilerine yazık etmiş olacaklardır.

Bu Yazıyı Paylaşın         Bu Sayfayı Yazdır        PDF olarak kaydedin

« 39. ZÜMER (Cemaatler)     41. FUSSİLET (Görünen gerçek) »

Kapat
E-posta ile paylaş