17. İSRA (Gece yürüyüşü)

Sırrını insanla gösteren El İlah adına,

1. Haram mescidindeki kulunu, bazı gerçekleri göstermek için geceleri yürüterek mübarek Aksa mescidine götüren El İlah eşsizdir. O işiten ve görendir.

(Haram mescitteki kul deyimi temiz bir insan kalbini, Aksa mescidi peygamberler tarihini, geceleri yürütmek deyimi ise geceleri çalışmayı anlatıyor. Ayet Miraca işaret ediyor. Miraç hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com Miraç ve Miraçta bir imam, isimli bölümlere bakabilirsiniz.)

2. Musa’ya Kitabı verdik ve insanoğluna, benden başkasını ilah edinmeyin diyerek Kitabı yol gösterici olarak bıraktık.

3. Ey Nuh’un gemisinde taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki, Nuh çok şükreden bir kuldu.

( Nuh’un gemisi gerçeğin bilgisi, ona binip kurtulanlarsa bu gerçeği bilip inananlardır.)

4. Biz Kitapta insanoğluna; Yeryüzünde ikilik içinde yaşayacaksınız ve aşırı bir kibre kapılacaksınız, diye bildirmiştik.

5. Bu ikiliğin içinde bazen siz güçlüydünüz. Sonra üstünüze daha güçlü düşmanlar saldık ve köşe bucak arayıp sizi kovaladılar. Bitmedi,

6. Sonra onları zayıflatıp tekrar size üstünlük verdik. Gücünüzü arttırdık, sayınızı çoğalttık.

7. İyilik eden de, kötülük eden de kendine eder. Cezayı hak ettiğinizde başınıza yine düşman musallat ederiz.

8. Bunu bilip de ortada durabilseydiniz Rabbiniz size merhamet ederdi. Bilin ki, eğer yine dönerseniz biz de dönüp yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler için bir hapishane yaptık.

9. Şüphesiz ki bu Kuran en doğru yola iletir, iyilere büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.

10. Bilmeyenlere veya inanmayanlara gelince, onlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.

11. İnsan acelecidir, iyiliği olduğu kadar kötülüğü de acele ister.

12. Biz geceyi ve gündüzü gerçeği anlatan birer delil olarak yarattık. Gecenin karanlığını aydınlatan gündüzü, çalışıp çabalamanız ve yılların hesabını bilmeniz için yaptık. İşte her şeyi açık açık anlatıyoruz.

13. İnsanın yaptığı ancak kendini bağlar. Yaptıklarını, kıyamet gününde açılmış bir kitap olarak önüne çıkarırız.

14. Kendi kitabını kendin oku, şahit olarak nefsin sana yeter, deriz.

15. Kim doğru yolu seçerse bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkar başkasının günahını üstlenmez ve uyarmadıkça hiç kimseye azap etmeyiz.

16. Güçlü bir toplum nasıl yok olur bilir misin? Biz bir toplumun ileri gelenlerine iyiyi güzeli emrederiz de, onlar tutup kötü olanı yaparlar. Bir toplum yokluğa işte böyle müstahak olur ve biz de orayı darmadağın ederiz.

17. Nuh’tan sonra gelen nice nesilleri yok ettik. Onları Rabbin kadar kim yakından bilebilir!

18. Kim bu çabucak geçen dünyayı isterse dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra onu aşağılanmış olarak gireceği cehenneme sokarız.

19. Kim de gelecek sonsuz yaşamı ister ve iyi bir insan olarak yaşarsa, işte onların yaptıkları makbuldür.

20. Herkese istediğini veririz, Rabbinin ihsanı sınırlı değildir.

21. İnsanlardan kimine çok verip güçlü kıldık ama, elbette ki sonsuz yaşam ölümlü dünyadan daha önemlidir.

22. El İlah’ın gerçekliği varken kendi hayalini ilah kabul etme! Yoksa terkedilmiş olarak kendi başına kalırsın.

23. Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza iyi davranmanızı emretti. Yaşlandıkları zaman kendilerine üf bile deme, onları azarlama, ikisine de güzel sözler söyle.

24. Onlara acı, koru ve; Rabbim onlar nasıl bana acıyıp yardım etmişlerse, şimdi sen de onlara acıyıp yardım et, diyerek dua et.

25. Rabbiniz içinizdekileri iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, bilin ki El İlah kötülükten iyiliğe dönenleri çok sever.

26. Akrabaya, yoksula ve sıkıntıda olana hakkını ver. Ama gereksiz yere saçıp savurma.

27. Böylesi şeytanın dostudur. Çünkü şeytan da nankördü.

28. Yok da veremiyorsan bile, hiç olmazsa gönül alıcı konuş.

29. Cimri olma, savurgan da olma. Sonra aşağılanır, kaybettiklerinin hasretini çeker durursun.

30. Rabbin dilediğine bol verir, dilediğine az. Şüphesiz ki O kullarını görür.

31. Geçim endişesi ile çocuklarınızın istediği bazı şeyleri onlardan esirgemeyin. Zira biz onların da, sizin de rızkınızı veririz. Bilin ki onların nefsine önem vermemek büyük bir suçtur.

( Bu ayet bazı yorumlarda geçim endişesiyle özellikle kız çocukları öldürmek şeklinde anlatılıyorsa da, bu yorum o gün yaşayan annelere babalara bir hakarettir ve nefsi öldürmek deyimi yanlış kullanılmaktadır.)

32. Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.

33. Haklı bir sebep olmadıkça El İlah’ın kutsal kıldığı cana kıymayın. Bir kimse haksız yere öldürülürse onun yakınlarına intikam hakkı verdik. Ancak onlar da bu intikamda ileri gitmesinler. Zaten bu hakla alacaklarını almışlardır.

34. Büyüyüp de kendileri teslim alıncaya kadar öksüzün yetimin malını koruyun. Verdiğiniz sözleri yerine getirin. Çünkü söz vermek sorumlu olmak demektir.

35. Ölçüde tartıda dürüst olun. Bu hem güzel, hem de hesap gününde sizin için daha iyidir.

36. Bilmediğin konularda hüküm verme. Çünkü ondan sorumlu tutulursun.

37. Büyüklenme. Çünkü ne ayaklarınla yeri delebilir, ne de ellerinle yıldızları tutabilirsin.

38. Daha da kötüsü, bu Rabbinin yanında sevimsizdir.

39. İşte bunlar sana öğretilen hikmetlerdir. El İlah varken başka ilah edinme, sonra aşağılanmış olarak cehenneme atılırsın.

40. Ey El İlah cahilleri! Rabbiniz erkekliği size verdi de, dişiliği mi kendisine ayırdı! Gerçekten hiç bilmediğiniz saçma şeyler söylüyorsunuz.

41. Anlamaları için türlü misaller getirip defalarca tekrar ediyoruz ama, nedense bu onları daha da uzaklaştırmaktan başka bir yarar sağlamıyor.

42. De ki; Eğer El İlah’tan başka ilahlar olsaydı, firavun gibi onlar da Arşı kaplayan El İlah’ı bulmak için yol ararlardı.

43. Oysa El İlah, onların zannettiğinden çok daha başka bir yüceliktir.

44. Yedi gökle yedi yer arasındaki her şey Onu anlatır. Onun varlığını anlatmayan hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz anlamazsınız ve O çok bağışlayıcıdır.

( Yedi yer ve yedi gök hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / El Fatiha, isimli bölüme bakabilirsiniz.)

45. Kuran okuduğun zaman, seninle dirilişe inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

46. Gönüllerine soğukluk, kulaklarına ağırlık veririz. Sen El İlah’ın birliğini anlattığında, canları sıkılmış bir halde geri dönüp giderler.

47. Biz onların seni ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurken de; Sadece bir deliyi dinliyorlar, dediklerini çok iyi biliriz.

48. Baksana senin için ne benzetmeler yaptılar! Bu yüzden öyle bir saptılar ki, artık doğru yolu bulamazlar.

49. Bir de diyorlar ki; Çürüyüp toprak olmuşken yeniden diriltileceğiz, öyle mi?

50. De ki; Sadece toprak değil, ister taş olun ister demir,

51. Hâttâ dirilmesi imkansız görünen başka bir şey, hiçbir şey bunu engelleyemez! Diyecekler ki; Bizi yeniden kim diriltecek? De ki; İlkinde sizi yaratan. Bunun üzerine onlar alay ederek başlarını sallayacak ve; Ne zamanmış o, diyecekler. De ki; Yakın olsa gerek!

52. El İlah sizi kendine çağırdığı gün, gerçeğin karşı konulmaz çağrısına uyarsınız ve dünyada pek az kaldığınızı sanırsınız.

53. Ey Elçi kullarıma söyle, güzel sözlerle konuşsunlar. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın düşmanıdır.

54. El İlah kullarının bütün işlediklerini bilir. Dilerse merhamet eder, dilerse cezalandırır. Biz seni onların işlediğinden sorumlu tutmayız.

55. El İlah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Biz peygamberleri, öne çıkan bazı özellikleriyle birbirlerinden farklı yarattık. Davut’a da Zebur’u vermiştik.

56. Ey Elçi de ki; İlah zannettiklerinize yalvarın. Göreceksiniz ki ne istediğinizi verebilir, ne de bir sıkıntınızı giderebilirler.

57. Sizin gibi, yalvardıklarınız da El İlah’a yol aramaktadır. Herkes Onun yardımını bekler, azabından korkar. Çünkü Onun azabı korkmaya değer.

58. Dünya hayatı dediğiniz şu kıyamet yolculuğunda dilediğimizi dünyada cezalandıracak, ama er geç herkesi yok edeceğiz. Bu büyük kitapta yazılı bir emirdir.

59. Sana mucizelerden söz etmeyişimizin nedeni, zaten bunlara inanmıyor olmalarıdır. Hatırlasana Semud kavminin azatlık deveyi nasıl boğazlayıp zalimlik ettiklerini! Biz sadece gerçeklerden söz ediyor ve sadece uyarmak için söylüyoruz.

60. Hani sana; Rabbin insanları kuşatmıştır, dedik ya! Görür gibi olduğun o cenneti ve aşağılık dünya yaşamını, sadece insanların ne yapacağını görmek için yarattık. Ne garip, onları uyarıyoruz da bu uyarı azgınlıklarını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor.

61. Meleklere; İnsana itaat edin, demiştik. İblisin dışında hepsi itaat ettiler. İblis dedi ki; Şu aşağılık adam mı benden üstün olan?

62. Dedi ki; Dön de benden üstün olduğunu söylediğin şu çamura bir bak! Pek azı dışında, yemin ederim onlar kıyamete kadar bana tabi olacaklar!

63. El İlah buyurdu; Şimdi git, ama kim sana uyarsa iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir.

64. Gücün kime yeterse çağır ve aldat. Atlarınla, askerlerinle dünyayı karışıklığa boğ, mallarına evlatlarına ortak ol, bol keseden atıp kandır. Zaten şeytan insanları aldatmaktan başka bir şey yapmaz.

65. Şu da bir gerçek ki, benim dürüst kullarım üzerinde senin hiçbir etkin olmayacaktır. Koruyucu olarak Rabbin yeter.

66. Her şeyi sizin için yaratan Rabbiniz, denizleri ve gemileri de sizin için yarattı.

67. Denizde fırtınaya yakalandığınızda bütün inandıklarınızı unutup yalnızca Ona dönersiniz. Kurtulup karaya çıktığınızda ise yine unutur, eski halinize dönersiniz. İnsanoğlu nankördür.

68. Onun sizi karada da yakalayıp yok edebileceğini düşünmüyor musunuz? Yoksa karada başka bir koruyucunuz mu var?

69. Yoksa denizde aynı şeyin başınıza bir daha gelmeyeceğinden emin misiniz? Bakın, bize karşı bir koruyucu bulamazsınız.

70. Gerçekten biz insanoğlunu değerli yarattık. Onları karada ve denizde taşıdık, dünyanın
nimetlerini verdik ve onları yarattıklarımızın hepsinden üstün kıldık.

71. Her milleti önderleri ile birlikte çağırdığımız o günde, iyilik yapanlar iyilik bulacaklar.

72. Bu dünyada kör olan kimse dirildiğinde de kördür, üstelik hepten şaşırmış bir halde.

73. Cahiller gerçeğin dışında şeyler söylemeni istiyorlardı ve onlara sevgin nedeniyle nerdeyse başaracaklardı da,

74. Gerçeği bilmene rağmen, nerdeyse vazgeçmek üzereydin!

75. Dönseydin, şüphesiz sıkıntılarını kat kat arttırırdık ve ölüme karşı bir çare de
bulamazdın.

76. Sen onları seviyorsun, onlarsa seni yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bilmiyorlar ki, senin ardından kendileri de fazla kalamayacaklar.

77. Peygamberlerin akıbeti işte budur, bizim yaratışımızda değişiklik bulamazsın.

78. Gündüzleri akşamın karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde El İlah’ı an. Özellikle
de güneş doğmak üzereyken, çünkü sabahların şahidi vardır.

( Sabah ve şahit hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Müslüman olan şeytan, isimli bölüme bakabilirsiniz.)

79. Gecenin bir vaktinde uyanarak, sana mahsus olmak üzere ayrıca an. Böyle yaparsan, Rabbinin seni istenen bir makama göndereceğini umabilirsin.

80. Ve şöyle de; Rabbim! Gittiğim yere dürüstçe girmemi, çıktığım yerden de dürüstçe çıkmamı sağla. Bana gerçeğin gücüyle yardım et.

81. Yine de ki; Gerçek belirince hayaller yok olur! Zaten hayaller yıkılmaya mahkumdur.

82. Biz bu Kuran’da öyle şeyler anlatıyoruz ki, iyiler için yol gösterici, kötüler içinse sadece inkara neden oluyor.

83. Keyfi yerindeyken insan bizi hiç hatırlamaz, sıkıntıya düştüğündeyse hemen ümitsizliğe düşer.

84. De ki; Herkesin işi kendi anlayışına göredir. Kimin doğru yolda olduğunu ise ancak El İlah bilir.

85. Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki; Ruhun bilgisi insanlıkta saklanmıştır. Size bu bilginin ancak birazı verilmiştir.

( Ruh hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Kıyamet, isimli bölüme bakabilirsiniz.)

86. Gerçekten, öncekilerin aktardıkları bilgi olmasaydı sen bunları nasıl bilebilirdin?

87. Kuran ancak akıllı ve iyi insanların çabası sayesinde anlaşılmaktadır. Onların sana iyiliği çok büyüktür.

88. De ki; Gerçek şu ki bilenler ve bilmeyenler bir araya gelseler de Kuran’ın bir benzerini söylemek isteseler, yine ondan başka bir şey söyleyemezler.

89. Gerçek şu ki, biz bu gerçeği insanlara türlü misaller vererek döne döne anlattık ama, yine de çoğu inkar etmekten başka bir şey yapmıyor.

90. Diyorlar ki; Musa gibi yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.

91. Veya senin bağın bahçen olmalı, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.

92. Yahut iddia ettiğin gibi üzerimize gökten ateş yağdırmalı, El İlah’ı veya melekleri bize göstermelisin.

93. Veya altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Okuyacağımız bir kitabı gerçekten gökten indirmediğin sürece de göğe çıktığına asla inanmayız. De ki; Rabbimi tenzih ederim, ben sadece bir insanım.

94. Zaten gerçeğin bilgisi geldiğinde insanların inanmasını engelleyen şey, El İlah peygamber olarak bir insanı mı gönderdi, demeleridir.

95. Şöyle söyle; Eğer yeryüzünde yaşayanlar melek olsaydı, peygamber olarak elbette bir melek gönderirdik.

96. De ki; Benimle sizin aranızda şahit olarak El İlah yeter. Zira O kullarını bilip görmektedir.

97. El İlah kime gerçeğin ilmini verirse o doğru yoldadır, kimi de vermezse artık onlara çare bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, sağır ve dilsiz bir halde yine hayvan gibi diriltiriz. Onların varacağı yer cehennemdir ki, azaldıkça ateşini artırırız.

98. Cezaları işte budur! Çünkü onlar gerçeği inkar etmişler ve; Çürüyüp toprak olmuşken mi yeniden diriltileceğiz, demişlerdi.

99. Düşünmüyorlar mi ki, gökleri ve yeri yaratan El İlah’ın kendilerini de tekrar yaratmaya gücü yeter! El İlah dünya hayatını bir hikmetle var etti, bunda şüphe yok. Ama ne yazık ki zalimler hayır demekten başka bir şey yapmıyor.

100. De ki; Rabbimin hazinelerine siz sahip olsaydınız biter korkusuyla kıstıkça kısardınız. İnsanoğlunun eli sıkıdır.

101. Ant olsun biz Musa’ya gerçeği anlatan dokuz kanıt vermiştik. İnanmıyorsan İsrail oğullarına sor. Musa geldiğinde Firavun ona; Ey Musa demişti, senin bir deli olduğunu düşünüyorum.

102. Musa da Firavuna; Sen de çok iyi biliyorsun ki, bunları ibret olsun diye göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun, asıl ben senin deli olduğunu düşünüyorum.

103. Derken Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi de, bu yüzden biz onu ve askerlerini suda boğduk.

104. Arkasından da İsrail oğullarına; O topraklarda oturun. Ahiret günü gelince hepinizi bir araya toplayacağız, dedik.

105. Biz Kuran’ı gerçeği anlatan bir kitap, seni de ancak uyarıcı olarak gönderdik.

106. Biz onu insanlara anlatabilesin diye parça parça indirdik.

107. De ki; İster inanın ister inanmayın! Gerçek şu ki, bilenler Kuran’ı duyunca irkilip derhal kabul ederler.

108. Ve derler ki; Rabbimiz yücedir, verdiği sözü mutlaka yerine getirir.

109. Ağlayarak yüz üstü kapanırlar ve Kuran onların inancını artırır.

110. De ki; İster El İlah deyin ister Rahman! Ne derseniz deyin, en güzel isimler Onundur. Onu anarken sesini yükseltme, fazla da kısma, ikisinin arası bir yol tut.

111. Doğurmayan, eşi benzeri olmayan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan El İlah’ı bil ve Onu Ona yakıştığı gibi an.

Bu Yazıyı Paylaşın         Bu Sayfayı Yazdır        PDF olarak kaydedin

« 16. NAHL (Arı)     18. KEHF (Mağara) »

Kapat
E-posta ile paylaş