6. ENAM (Helal hayvanlar)
Sırrını insanla gösteren El İlah adına,
1. Herşey, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları aydınlığa çıkaran El İlah’tandır. Ne yazık ki bunca delilden sonra dahi, kafirler hâlâ El İlah ile putları bir tutuyorlar.
2. Sizi topraktan yaratan ve ölümünüzü tayin eden Odur. Onun katında her şeyin belli bir eceli vardır. Hâlâ mı şüphe ediyorsunuz?
3. O El İlah ki göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir. Gizliyi açığı bildiği gibi, yaptıklarınızla ne kazandığınızı da bilir.
4. Rablerinden bir ayet gelir gelmez kafirler hemen yüz çevirir,
5. Gerçeği yalanlarlar ama, inanmadıkları şeyin haberi yakında onlara gelecektir.
6. Görmüyorlar mı ki onlardan önce yarattığımız nice nesilleri yok ettik. Biz onları günahları sebebiyle yok etmiştik ve onların arkasından başka nesiller yarattık.
7. Eğer sana bu kitabı kağıt üzerine yazılı bir halde gökten indirseydik de onu elleriyle tutmuş olsalardı bile, yine de inkar edip; Bu büyüden başka bir şey değildir, diyeceklerdi.
8. Bizim de açıkça görebileceğimiz bir melek indirilseydi ya, diyorlar. Eğer öyle olsaydı zaten iş bitirilmiş olur, kendilerine göz açtırılmazdı.
9. Eğer peygamber olarak melekleri gönderseydik, onları insan suretine sokar da muhakkak yine şüpheye düşürürdük.
10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, ancak alay ettikleri şey alay edenleri kuşatıvermişti.
11. De ki; Yeryüzünde dolaşın da gerçeği yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!
12. Onlara; Göklerde ve yerde olanlar kimindir, diye sor. Sonra cevap verip, El İlah’ındır de. O merhamet etmeye söz verdi ve kıyamet gününde elbette hepinizi bir araya toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
13. Gecenin ve gündüzün içindeki her şey Onundur. O her şeyi işitendir, bilendir.
14. De ki; Gökleri ve yeri yoktan var eden, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan El İlah’tan başkasını mı dost edineceğim! De ki; Bana bu gerçeğe teslim olmakta acele etmem emredildi ve sakın zalimlerden olma, denildi.
( Ayet saptırılmamalıdır, buradaki yoktan var etme deyimi değişimi ve oluşumu anlatıyor.)
15. De ki; Rabbime isyan edersem kıyamet gününün azabından korkarım.
16. O gün kim kurtulursa gerçekten El İlah onu korumuş demektir. İşte gerçek kurtuluş budur.
17. Eğer El İlah sana bir musibet verecek olursa, bunu yine Ondan başka giderecek biri yoktur. Eğer bir hayır verirse buna engel olabilecek biri de yoktur. Şüphesiz Onun her şeye gücü yeter.
18. O kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.
19. Sor onlara; En güvenilir şahit kimdir? Sonra de ki; Benimle sizin aranızda El İlah şahittir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığım herkesi uyarmamı emrediyor. Yoksa siz, El İlah ile beraber başka tanrılar olduğuna mı inanıyorsunuz? De ki; Ben bunu yapmam. El İlah, eşsiz ve tek bir gerçekliktir. Ben sizin inançlarınızdan kesinlikle uzağım.
20. Kendilerine kitap verdiklerimiz bu gerçeği kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ne var ki, kendilerine ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
21. El İlah hakkında atıp tutandan veya gerçekleri inkar edenden daha zalim kim vardır? Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa ermezler!
22. Unutma ki hepsini bir araya topladığımız o gün soracağız; Nerede o El İlah zannettiğiniz hayalleriniz?
23. Çaresiz bir şaşkınlık içinde şöyle derler; Yemin ederiz bunu farkında olmadan yapmışız, yoksa başka bir şeyi ilahlaştırmak istememiştik!
24. Görüyor musun, kendi kendilerini nasıl aldatmışlar ve hayalleri nasıl kaybolup gitmiş!
25. Onların arasında şu Kuran’ı dinleyenler de var. Fakat ne çare ki kalpleri perdelenmiş, kulakları ağırlaşmıştır, anlamazlar. Mucizeler yaratsan bile yine inanmazlar. Hâttâ kimileri; Bu Kuran eski masallardan başka bir şey değil, diyerek seninle tartışır.
26. Onlar hem kendileri uzaklaşıyor, hem diğerlerini uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Oysa farkında olmadan kendi kendilerine yazık ediyorlar.
27. Onları ateşin yanında; Ah, keşke dünyaya geri dönmek mümkün olsaydı da biz de gerçeğe inananlardan olsaydık, diye inlerken bir görsen!
28. Ama hayır! Dünyaya geri gönderilseler bile yine aynı şeyi yapacaklardır. Zira onlar gerçeği örtmek istemişlerdi ve örtmek istedikleri şey kendilerine göründü.
29. Onlar; Hayat ancak bu dünyadan ibarettir ve bir daha diriltilecek değiliz, demişlerdi.
30. Rabbin huzuruna çıktıkları zaman El İlah onlara; Nasıl, bu gün gerçekmiş değil mi? der. Onlar da; Yemin ederiz ki evet, derler. El İlah da; Öyleyse dünyada inanmadığınız bu gerçeğe şimdi acı çekerek inanın, der.
31. El İlah’ın huzuruna çıkılacağına inanmayanlar, gerçekten kendilerine yazık etmektedir. Kıyamet vakti ansızın gelip çatınca, kendi günahlarını yüklenip diyecekler ki; Yazık, keşke dünyada kötülük yapmamış olsaydık. Dikkat edin, yüklendikleri şey ne kötüdür!
32. Dünya hayatı geçici bir oyundan başka bir şey değildir. İşin aslını bilenler için gelecek sonsuz yaşam muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
33. Ey elçi! Sana inanmadıkları için çok üzüldüğünü biliyoruz. Ama unutma ki onlar böyle yapmakla seni değil, El İlah’ın gerçeklerini inkar etmiş oluyorlar.
34. Ant olsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Ancak yalanlanmalarına, hâttâ eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler de, sonunda yardımımız onlara yetişti. Bu El İlah’ın kanunudur ve onu kimse değiştiremez. Biliyorsun ki bu peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.
35. Mademki onlar için bu kadar üzülüyorsun, haydi gücün yeterse yerin dibine inebileceğin bir tünel, ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven bul da onlara bir mucize getir! El İlah dileseydi elbette onları aynı anlayışta birleştirirdi, şu halde sakın bu gerçeği göz ardı etme!
(Aslında Son Peygamberin buna gücü yetmiş, akıl ve temiz bir kalp merdiveniyle çıktığı yüksekliklerden Kuran’ı alıp getirmiştir ama, ayetin devamında da dikkat çekildiği gibi bu ayrılığı nefisler istemektedir ve Peygamberin yapabileceği çok şey yoktur.)
36. Anlattıklarını ancak gönülden dinleyenler anlayacaktır. Yaşayan ölülere gelince, El İlah diğer ölüler gibi onları da öldükten sonra diriltecek, sonra hepsi birden Ona döndürülecekler.
37. Diğerleri gibi Ona da Rabbinden bir mucize indirilseydi ya, diyorlar. De ki; Şüphesiz El İlah mucizeler yaratmaya kadirdir, fakat onların çoğu bilmezler.
38. Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin gibi yaratıklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler.
39. Gerçekleri anlamayan kimse, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsiz gibidir. El İlah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir.
40. De ki; Şimdi dürüstçe söyleyin, El İlah’tan bir musibet geliverse veya ansızın kıyamet gelip çatsa, El İlah’tan başkasına mı yalvarırsınız?
41. Siz de biliyorsunuz ki yalnız El İlah’a yalvarırsınız. O da dilerse yalvardığınız musibeti kaldırır ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.
42. Ant olsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler göndermiştik de inkar etmişlerdi. Ardından, boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
43. Hiç olmazsa, bari bu uyarıya boyun eğselerdi ya! Fakat aksine kalpleri daha da katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını güzel gösterdi.
44. Kendilerine yapılan uyarılara kulak verdikleri sürece üzerlerine türlü nimetler yağdırdık. Kendilerine verilenlerle şımardıkları zaman da onları ansızın yakaladık ve birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler.
45. Zulmeden bir toplumun kökü işte böyle kesilir. Şüphesiz ki herşey âlemlerin Rabbi olan El İlah’tandır.
46. De ki; El İlah kulaklarınızı sağır gözlerinizi kör edip, üstüne kalplerinizi de mühürleseydi, El İlah’tan başka hangi tanrı bunları size geri verebilirdi? Bak nasıl açıklıyoruz da hâlâ yüz çeviriyorlar!
47. De ki; Söyler misiniz El İlah’ın azabı geliverse, zalimlerden başka kim yok olur?
48. Biz peygamberleri ancak müjdelemek ve uyarmak üzere göndeririz. Kim inanır ve kendini düzeltirse ona korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.
49. Ayetlerimizin anlattığı şu gerçeği yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı azap çekeceklerdir.
50. De ki; Ben size El İlah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, bilinmeyeni de bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana bildirilene uyarım. De ki; Körle gören bir olur mu, hiç düşünmüyor musunuz?
51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla uyar. Onlar için Rablerinden başka dost yoktur, belki sakınırlar.
52. Rablerinin rızasını umarak sabah akşam yalvaranları kovma. Herkes kendi yaptığından sorumlu değil mi ki, onları kovup da zalimlerden olasın!
53. Biz kimilerine aslını bilmedikleri bir iman duygusu ihsan ettik de, diğerlerine; Bunlar mı El İlah’ın kendilerine ihsan ettiği kimseler, dedirterek hepsini birden imtihan ettik. El İlah şükredenleri iyi bilmez mi?
( İman konusu Bakara 13 ayetinde açıklanmıştır. Bu ayette söz edilenler, ahmaklar ve akıllılardır.)
54. Ayetlerimize inananlar geldiğinde onlara de ki; Selam size! Rabbiniz merhamet etmeye söz verdi. Gerçek şu ki, sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra da ardından pişman olup kendini düzeltirse, bilsin ki El İlah da çok bağışlayan ve koruyandır.
55. Görüyor musun, suçlar ve suçlular iyice belli olsun diye nasıl açıklıyoruz ayetleri !
56. De ki; El İlah’ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki; Ben sizin inandıklarınıza inanmam. Çünkü size uyarsam sapıtır, sapıtırsam gerçeği göremem.
57. De ki; İnanmıyorsunuz ama, ben şüphesiz Rabbimden gelen açık bir ispata dayanıyorum. Çabucak gelmesini istediğiniz şey benim elimde değildir. Hüküm El İlah’ındır. Gerçeği sadece O anlatır ve doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
58. De ki; Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette aramızdaki anlaşmazlık çoktan bitmiş olurdu. El İlah zalimleri daha iyi bilir.
59. Bilinmeyen ne varsa El İlah’ın katındadır; onları Ondan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa O bilir, Onun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa, hepsi görünen varlığın kitabındadır.
60. Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, sonra da ömür tamamlansın da ne işlediğinizi bilsin diye gündüzün sizi uyandıran Odur. Sonra dönüşünüz yine Onadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.
61. O kullarına dilediği gibi davranır. Bazen koruyucular gönderir, bazen can alıcı görevliler. Elçilerimiz sırası geleni teslim alırlar ve görevlerinde kusur etmezler.
62. Sonra insanlar gerçek sahipleri olan El İlah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız
Onundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.
63. De ki; Karadaki ve denizdeki tehlikelerden sizi kurtaran kimdir? Öyle zamanlarda gizlice yalvararak; Eğer bizi bundan kurtarırsan ant olsun şükredenlerden olacağız diye dua edersiniz.
64. De ki; Onlardan ve diğer bütün sıkıntılardan sizi El İlah kurtarır. Ama sonra dönüp siz yine Ona ortak koşarsınız.
65. De ki; El İlah’ın yerden veya gökten bir azap göndermeye, ya da sizi birbirinize kırdırarak acılar tattırmaya gücü yeter. Bak, anlasınlar diye gerçekleri nasıl açıklıyoruz!
66. Kuran gerçek olduğu halde kavmin onu yalanlıyor. De ki; Ben sizden sorumlu değilim,
67. Ve her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Yakında siz de gerçeği bileceksiniz.
68. El İlah’ın gerçekleri hakkında ileri geri konuşanları görürsen, söz değişinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytana uyup unutur da sen de onlarla tartışırsan, hiç olmazsa hatırladıktan sonra olsun sus. Kendine zulmeden bilgisizler ile oturup konuşma.
69. Aslında inananlar inanmayanlardan sorumlu değildir ama, belki faydası olur diye de hatırlatmak gerekir.
70. Dini oyuncağa çeviren dünya düşkünlerine, kendi yaptıklarıyla felakete düşmemeleri için Kuran ile nasihat et. O hesap gününde El İlah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. O gün bütün her şeylerini fidye olarak verseler de kabul edilmez. Onlar, yaptıkları yüzünden felakete sürüklenmiş kimselerdir. Yaptıklarından dolayı, içtikleri suyun bile içlerini yaktığı elem verici bir azap vardır.
71. De ki; El İlah’ı bırakıp da kendine bile faydası olmayan şeylere mi tapalım? El İlah bize doğruyu gösterdikten sonra, şeytanın saptırdığı şaşkın kimseler gibi geri mi dönelim? De ki; El İlah ilmi, doğru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir.
72. Kılınan şu namazın hikmetini bilin ve El İlah’tan korkun. Huzurunda toplanacağınız makam El İlah’tır.
( Namazın hikmetleri hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Miraçta bir imam, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
73. O, gökleri ve yeri gerçek olarak bir sebeple yaratandır. Ol dediğinde her şey oluverir. Onun sözü gerçektir. Sura üflendiği gün de hükümranlık Onundur. O gizliyi açığı bilendir ve her şeyden haberdardır.
74. İbrahim babası Azer’e; Putları mı tanrı ediniyorsunuz, doğrusu ben seni de, kavmini de yanlış yolda görüyorum, demişti.
75. O sıralarda biz İbrahim’e, gerçeği bilenlerden olması için varlığın bilinmeyen gerçeklerini öğretiyorduk.
76. Gecenin karanlığı çöktüğünde gökyüzünde bir yıldız gördü ve; Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca da; Batanları sevmem, dedi.
77. Ayı doğarken görünce; Rabbim budur, dedi. Sonra o da batınca; Rabbim göstermezse ben de doğru yoldan sapanlardan olurum, dedi.
78. Sabahleyin güneşi doğarken görünce; Rabbim bu olmalı, zira daha büyük, dedi. O da batınca dedi ki; Ey kavmim! Ben sizin bu inandıklarınıza inanmıyorum!
79. Ben, göklerin ve yerin sonsuz gerçekliğine inanıyorum ve bu sonsuz varlığın yaratılışını bilmediğim hiç kimseye izafe etmem.
( Bu çeviri cümle, Kuran’da söz edilen Hanif inanç kavramının karşılığıdır. Haz. İbrahim’in Hanif inancı hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Tek kişilik ordu, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
80. Derken, kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki; El İlah gerçeğini söylediğim için mi benimle tartışıyorsunuz? Rabbimin dilemesi hariç, ben sizin Ona ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ ibret almıyor musunuz?
81. Siz bilmediğiniz şeyleri Ona ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Söyleyin, hangisi daha doğru?
82. İnanıp da inançlarına herhangi bir şüphe bulaştırmayanlar var ya, işte onlar doğru yolu bulanlardır.
83. İşte bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimseleri işte böyle yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
84. Biz Ona İshak’tan sonra Yakup’u da armağan ettik, hepsini doğru yola ilettik. Daha önceleri yine onun soyundan Nuh’u ve Davut’u, Süleyman’ı, Eyüp’ü, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da doğru yola iletmiştik. Biz iyi davrananları işte böyle mükafatlandırırız.
85. Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas da! Hepsi de iyilerden idi.
86. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut da! Hepsini diğerlerinden üstün kıldık.
87. Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden başka bazılarını da seçkin kıldık ve doğru yola ilettik.
88. İşte bu El İlah’ın yardımıdır ve onu kullarından dilediğine verir. Eğer El İlah’a ortak koşsalardı, elbette onların işleri de boşa giderdi.
89. İşte onlar, kendilerine kitap, bilgi ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer bir toplum onların anlattığı gerçeği inkar ederse, şüphesiz o toplumu yok edip yerlerine onları inkar etmeyecek bir toplum getiririz.
90. İşte o peygamberler El İlah’ın aydınlattığı kimselerdir. Sen de onların yoluna uy ve de ki; Buna karşılık sizden bir ücret istiyor değilim. Bu, insanoğlu için ancak bir öğüttür.
91. El İlah gökten hiç kimseye hiç bir şey indirmemiştir diyenler, El İlah’ı gereği gibi tanımamışlar demektir. Onlara de ki; Evet orası öyle ama, şu halde Musa’nın insanlara getirdiği Kitabı kim indirdi? Siz ki o Kitaptan işinize geleni söylüyor, işinize gelmeyeni gizliyorsunuz. Bakın, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler bu Kuran’da açıklanmıştır. Ey Elçi, sen El İlah de bırak! Bırak boş sözlerle oyalana dursunlar!
92. Bu Kuran, unutulmuş bir şehri ve çevresindekileri uyarman için sana öğretilen ve kendinden öncekileri doğrulayan kutsal bir kitaptır. Ahirete inananlar, diğerlerine olduğu gibi buna da inanır ve El İlah’ı anmayı ihmal etmezler.
93. El İlah’a karşı yalan uydurandan, yahut hiçbir şey bilmediği halde; Bana da vahiy olundu diyenden, veya; Ben de El İlah’ın indirdiği ayetlerin benzerini indirebilirim, diyenden daha zalim kim vardır! Ölümün korkutucu karanlığına götürmek üzere meleklerin pençelerini uzatıp; Haydi gücünüz yeterse canınızı kurtarın! El İlah’ın gerçekliğine inanmamış ve büyüklük taslamış olmanızdan ötürü bugün cezalandırılacaksınız, derken onların halini bir görsen!
94. Ant olsun ki, ilkinde olduğu gibi bize yine tek başınıza gelecek ve dünyada verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Ve o gün, El İlah zannettiğiniz ilahlarınız yanınızda olmayacak. Ant olsun o gün aranız açılmış ve ilah sandığınız hayaller kaybolup gitmiştir.
95. Şüphesiz El İlah toprağın içinde tohumu çatlatan, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarandır. İşte El İlah budur. Şu halde bu gerçeği nasıl görmezsiniz!
96. O, sabahı aydınlatandır. Uykular için geceyi vermiş, güneşi ve ayı hesaba ölçü kılmıştır. İşte bu, her şeyi bilen El İlah’ın takdiridir.
97. O, karanlıklarda yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Gerçekten biz, düşünen bir toplum için ayetleri oldukça geniş açıkladık.
98. O, sizi tek bir nefisten yaratandır. Dünya sizin için geçici bir konak yeridir, sonra geçici olarak konulacağınız başka bir konak yeriniz daha var! Düşünen ve anlayan bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.
( Dünyadan sonraki ikinci konak yeri, ölümle diriliş arasındaki bekleyiştir ve adına berzah denir. Bu bekleyiş bilinçsiz bir yokluk olduğu halde, korkutmanın faydasına inanıldığı için asılsız bazı hikayelerle doldurulmuştur. Ölüm ötesi hakkında bilgi için, www.muritkefer.com / Son Melami, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
99. O, gökten su indiren ve onunla türlü bitkiler bitirendir. O bitkilerle de, birbirine benzeyen benzemeyen türlü bağlar bahçeler meydana getirdik. Meyvelerine bir bakın! Birdenbire değil, hepsi de belli bir zaman sonra olgunlaşıyorlar değil mi? Bütün bu anlatılanlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
100. Cinleri El İlah’a ortak koşuyorlar. Oysa ki onları da El İlah yaratmıştı. Bilgisizce Ona oğullar ve kızlar yakıştırıyorlar. Yazık, O onların anladığından başka bir yüceliktir.
101. O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Eşi olmazken nasıl çocuğu olur? Her şeyi O yaratmıştır ve yarattığı her şeyi eksiksiz bilir.
102. İşte Rabbiniz El İlah Odur. Ondan başka tanrı yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise yalnızca Ona kulluk edin ki, güvenilecek tek gerçek Odur.
103. Gözler Onu görmez, O gözleri görür. O, varlığı iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.
104. Şüphesiz size akılla birlikte anlayış da verilmiştir. Artık kim gerçeği görürse faydası kendine, kim de görmezse zararı kendinedir. Ben yaptıklarınızdan sorumlu değilim.
105. Biz bu ayetleri öylesine ince açıklıyoruz ki; Sana gökten vahiy inmedi, sadece birilerinden ders aldın desinler de, biz de soran ve düşünen bir toplum için gerçekleri açıklayabilelim!
( Vahiy hakkında daha geniş bilgi almak için, www.muritkefer.com / Haz.Cebrail bölümüne bakabilirsiniz.)
106. Ey elçi sen Rabbinin bildirdiğine uy, çünkü Ondan başka ilah yoktur. El İlah’ı ille de bir şeye benzeterek inanan cahillerden yüz çevir.
107. Eğer El İlah dileseydi ortak koşmazlardı. Sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.
108. Ancak El İlah’tan başka bir şeye inananlara hakaret etmeyin, çünkü sonra onlar da bilmeyerek El İlah’a hakaret ederler. Biz herkese kendi yaptığını güzel göstermişizdir. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
109. Bir mucize gösterdiğin takdirde inanacaklarına yemin ediyorlar. De ki; Mucizeler ancak El İlah katındandır. Ama mucizeler yaratsan bile yine inanmayacaklarının farkında mısın?
110. Bir mucize yaratmış olsaydın, onlar gözleri ve gönülleri çevrilmiş olarak yine inkar ederlerdi. Biz onları kendi saplantıları içerisinde şaşkın bırakmışızdır.
111. Eğer onlara peygamber olarak bir melek gönderseydik, veya ölüler dile gelip konuşsaydı veya istedikleri her şeyi yapsaydık bile, El İlah dilemedikçe yine inanacak değillerdi. Ne var ki çoğu insan bunu bilmez.
112. Her peygamberin, aldatmak için yaldızlı sözler fısıldayan cin fikirli düşmanları vardır. Biliyorsun ki Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Ama sen onlar gibi olma, uzaklaş ve onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
113. İnanmayanların kalbi o yaldızlı sözlere kanıp hoşlansınlar da, suç işlemeye devam etsinler diye böyle yapıyorlar.
114. De ki; Bu konuda El İlah’tan başka hakem arar mıyım? Kitabın gerçeğini anlatan Odur. Kitabın gerçeğini bilen kimseler, Kuran’ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
115. Rabbinin söz verdiği eksiksiz gerçekleşmiştir ve artık Onun yolunu değiştirebilecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
116. İnsanların çoğu yanlış yoldadır ve onlara uyacak olursan seni de saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye inanmaz, yalandan başka bir şey söylemezler.
117. Muhakkak ki Rabbin yoldan sapanı da, doğru yolda gideni de iyi bilir.
118. El İlah’ın gerçekliğine inanıyorsanız, Onun adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin.
119. El İlah’ı anarak kesip yemenizde bir sakınca var mı? Görmüyor musunuz ki çaresizlik hâlinde yedikleriniz hariç, El İlah haram kıldığı şeyleri açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi arzularına uyarak halkı saptırıyorlar. Şüphesiz Rabbin haddi aşanları iyi bilir.
120. Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir.
121. El İlah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Bir canlıyı El İlah’ı unutarak, sadece kendi menfaatleriniz için kesmeniz kuşkusuz büyük bir günahtır. Şeytanlar sizi saptırmak için bunun çok önemli olmadığını söyleyebilir. Eğer onlara uyarsanız, şüphesiz siz de El İlah’ı tanımayanlardan olursunuz.
122. Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine önünü aydınlatan bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde hareketsiz kalan kimse gibi olur mu! İşte kafirlere yaptıkları böyle güzel gösterilmiştir.
123. Toplumların önde gelenleri, genellikle yaşadıkları toplumda haksızlık yapan günahkarlardır. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar ama farkında değillerdir.
124. Onlara bir ayet geldiğinde, El İlah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, derler. El İlah kimi elçi yapacağını iyi bilir. Suç işleyenlere, yaptıklarına karşılık aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
125. El İlah kimi doğru yola iletmek isterse kalbini İslam’a açıp ferahlatır, kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuşçasına iyice daraltır. El İlah, inanmayanların yaşamına buruk bir huzursuzluk bırakmıştır.
126. Din, Rabbinin doğru yoludur. Bak, düşünen ve öğüt alan bir kavim için ayetleri nasıl açıklıyoruz!
127. Rableri katında onlara cennet vardır ve yaptıkları iyi işler sebebiyle El İlah onların dostudur.
128. El İlah onların hepsini bir araya topladığı gün; Ey kendini akıllı zanneden cin fikirliler! Dünyada insanlarla çok uğraşmıştınız, der. Onlara yandaşlık etmiş bazı dostları ise; Rabbimiz! Bizler birbirimizden faydalandığımızı düşünürken zaman geçip gidiverdi, derler. El İlah da buyurur ki; Gideceğiniz yer ateştir ve El İlah affetmediği sürece ebedi kalacaksınız. Şüphesiz Rabbin her şeyin hakimi, her şeyi bilendir.
129. Zalimleri, diğer zalimlerin peşine takıp işte böyle sürükleriz.
130. O gün El İlah der ki; Ey cinlik peşinde koşanlar! Size bu günün geleceğini anlatıp uyaran peygamberler gelmemiş miydi? Derler ki; Evet, suçlu olduğumuzu kabul ediyoruz. Dünya hayatı onları aldatır da, suçlu olduklarına yine kendileri şahitlik ederler.
131. Gerçek şu ki, Rabbin uyarmadığı bir topluma haksız yere azap etmez.
132. Herkes yaptıklarına göre bir mertebe edinir. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
133. Rahmet sahibi Rabbinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Sizi başka bir kavmin zürriyetinden yarattığı gibi, dilerse sizi de yok eder de dilediği başka bir kavim yaratır.
134. Size bildirilen gün mutlaka gelecektir, bunu engelleyemezsiniz.
135. De ki; Ey kavmim! Ne yaparsanız yapın, görevimi yapacağım! İşin sonunda kimin haklı olduğunu yakında bileceksiniz. Ama bilin ki, zalimler kurtuluşa eremez.
136. Ortak koşup putlar uyduranlar El İlah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan pay ayırıp, bu El İlah’ın payıdır bu da kullarının diyerek paylaştırıp dağıtıyorlar. Ama gariptir, El İlah adına ayırdıkları pay onları El İlah’tan uzaklaştırıyor da, kulları için ayırdıkları pay El İlah’a yaklaştırıyor. Gerçekten garip değil mi?
137. Buna benzer saçmalıkları, onlardan bir çoğuna çocuklarını kurban etmeyi bile hoş gösterdi de, hem kendilerini berbat ettiler hem de dinlerini! El İlah dileseydi bunu yapamazlardı. Boş ver, sen onları uyduruk hayalleriyle baş başa bırak!
( Kurban hakkında geniş bilgi almak için, www.muritkefer.com / Rüyalar gerçek olsa, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
138. Dediler ki; Şu hayvanlarla ekinler ilahlar için ayrılmıştır, haramdır. Bunları bizim izin verdiğimizden başkası yiyemez. Ayrıca şu tür hayvanlara binilmesi de haramdır. Yine onlar bazı hayvanları ayırır, El İlah’a değil ilahlarına kurban ederler. Gerçeği saptırdıkları için El İlah onları cezalandıracaktır.
139. Dediler ki; Şu hayvanların doğurduğu yalnız erkeklere helaldir, kadınlara haram. Ama yavru ölü doğarsa kadınlar da yiyebilir. El İlah bu gerçek dışı uydurmaların cezasını verecektir. Şüphesiz ki O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
140. Aptalca bir zihniyetle din adına evlat kurban edenler veya El İlah’ın haram etmediği bir şeyi haram edenler, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar sapıtmışlardır ve yola gelecek gibi de değiller.
141. Oysa ki bağları bahçeleri, hurmaları ekinleri, birbirine benzeyen benzemeyen türlü çeşit ürünü yaratan Odur. Onların meyvesinden yiyin ve devşirip topladığız zaman hakkını verin. Ancak israf etmeyin, çünkü El İlah israf edenleri sevmez.
142. Hayvanları da yaratan Odur ki, kimi yük taşır, kiminin yününden kilim dokunur. El İlah’ın size verdiği temiz şeyleri yiyin, şeytanın ardına düşmeyin. Şüphesiz o sizin düşmanınızdır.
143. İkişer olmuş bir sekiz! Koyundan bir çift, keçiden bir çift. Sor onlara; Erkeklerini mi dişilerini mi, yoksa yavrularını mı haram etti? Dürüstçe söyleyin, bu konuda bir ilminiz var mı?
( Bu garip ayetin söz ettiği ve meydan okuduğu sekiz hakkında bilgi almak için, www.muritkefer.com / Tutankhamon’un hazineleri, isimli bölüme bakabilirsiniz.)
144. Deveden bir çift, sığırdan da bir çift. De ki; Erkeklerini mi dişilerini mi, yoksa yavrularını mı haram etti? Yoksa El İlah’ın böyle emrettiğini duydunuz mu? Bilgisi olmadığı halde, insanları saptırmak için yalan söyleyenden daha zalim kim olabilir! Şüphesiz El İlah zalimleri doğru yola iletmez.
145. De ki; Gördüklerim arasında leş, kan, domuz ve El İlah’tan başkasına kurban edilen hayvanlardan başka bir haram bulamıyorum. Kaldı ki, zorda kalınırsa başkasına yedirmemek ve çok yememek üzere bunlar bile yenebilir! Bilin ki, Rabbiniz çok merhametlidir.
146. Yahudilere bütün tek tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Ete kemiğe karışan küçük parçalar hariç iç yağını da haram kılmıştık. Aslında bu onların hak ettikleri ve kendi kendilerine vermek zorunda kaldıkları bir cezaydı. İnanın ki biz hep gerçeği söyleriz.
147. Eğer sana inanmazlarsa de ki; Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir ama, azabı da suçlulardan uzaklaştırılamaz.
148. Şimdi diyecekler ki; El İlah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız! Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanlamışlar ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki; Bu konuda bizi aydınlatacağınız bir bilginiz var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve sadece yalan söylüyorsunuz.
149. De ki; Kesin delil ancak El İlah’ındır. El İlah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi.
150. De ki; El İlah şunu yasak etti diyecek şahitleriniz varsa getirin! Şeytana uyup şahitlik ederlerse onlara inanma, gerçeği yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerini tanımıyorlar.
151. De ki; Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, çocuklarınızı kurban etmeyin, kötülüğün açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve El İlah’ın kutsadığı cana haksız yere kıymayın! El İlah’ın size emri işte bunlardır. Umulur ki düşünüp anlarsınız.
152. Büyütüp teslim edene kadar öksüzün yetimin malına göz dikmeyin, ölçüp tartarken adil olun. Biz sizden gücünüzün ötesinde bir şey istemiyoruz. Hakem olduğunuz zaman, yakınlarınız dahi olsa taraf tutmayın, El İlah’a verdiğiniz sözü tutun. El İlah size, düşünesiniz diye işte bunları emretti.
153. Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Başka yollara uymayın, zira onlar sizi El İlah’ın yolundan ayırır. El İlah size bunları sakınmanız için emretmektedir.
154. Biz Musa’ya kitabı iyileri ödüllendirmek, her şeyi açıklayıp aydınlatmak ve kurtarmak maksadıyla verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.
155. Bu Kuran bizi anlatan kutsal bir kitaptır. Ona uyun ve El İlah’tan korkun ki El İlah da size merhamet etsin.
156. Biz bu kitabı; Yalnızca Yahudi ve Hıristiyanlara kitap verildi, biz onların ilminden habersizdik demeyesiniz,
157. Veya; İlim verilseydi biz onlardan daha doğru yolda olurduk demeyesiniz diye indirdik. İşte şimdi size de bir ilim geldi. El İlah gerçeğini yalanlayıp yüz çevirenden daha zalim kim vardır! Gerçeğe yüz çevirenleri azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
( Kuran’ın aslının korunması açısından Arapça önemli olmakla birlikte, yukarıdaki iki ayetten anlaşıldığı kadarıyla asıl olan Kuran’ın anlamını bilmektir.)
158. Onlar meleklerin veya Rablerinin gelmesini veya mucizeler yaratılmasını bekliyorlar. Söz verilen günün alametleri belirdiği zaman, inanmamış ya da şüphe etmiş olan kimseye imanı fayda sağlamaz. De ki; Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!
159. Dinlerini parça parça edip mezheplere tarikatlara ayrılanlar var ya, senin onlarla işin yoktur. Onların işi El İlah’a kalmıştır. El İlah onlara yaptıklarını bildirecektir.
160. Kim El İlah huzuruna iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse sadece suçu kadar cezalandırılır. Orada haksızlık yoktur.
161. De ki; Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, El İlah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi.
162. De ki; Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi El İlah içindir.
163. Onun eşi ve benzeri yoktur. Bana sadece buna inanmam ve bu konuda acele etmem emredildi.
164. De ki; El İlah her şeyin Rabbi iken ondan başka ilah arar mıyım? Herkesin kazandığı kendine aittir ve kimse kimsenin suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Ve O size bir türlü anlaşamadığınız gerçeği haber verecektir.
165. Yeryüzünde sizi kendine vekil kılan, kiminizi güçlü kılıp güçsüzlerle deneyen Odur. Doğrusu Rabbin hem cezalandıran, hem de bağışlayandır.